Su Kıtlığı: Dünya Küresel Su Krizi Savaşına Giderken

Birileri daima suya erişimi ve suyun nasıl dağıtılması gerektiğini kontrol etmek ister. Tıpkı Doğu Afrika'daki şiddetli kuraklığın Afrikalılar ile Somalili klanlar arasında ölümcül çatışmalara yol açması gibi.

Yazar Burcu Kara
su kıtlığı, su krizi ve su savaşı

Su savaşları dünyamızın ve dolayısıyla insanların su kaynakları söz konusu olduğunda yüzleştiği kıtlığı ifade ediyor. Su savaşı, ülkelerin, devletlerin veya grupların su temini kıtlığı karşısında yaşadıkları kriz ve çatışmalardır. İnsanlık tarihinde yetersiz su etrafında gelişen birçok savaş yaşandı. İster tatlı su ister tuzlu su olsun dünya yeni bir küresel su krizi sorununa doğru yol alıyor.

Dünya'da Su Kıtlığı

Dünyada su kıtlığı. Ülkelerin, yılda en az 30 gün su kıtlığı yaşayan popülasyon oranları. Dünya'da 4 milyardan fazla insan (insanlığın yarısı) yılda 1 ay şiddetli su kıtlığı yaşıyor.
Ülkelerin, yılda en az 30 gün su kıtlığı yaşayan nüfus oranları. Dünya'da 4 milyardan fazla insan (insanlığın yarısı) yılda 1 ay şiddetli su kıtlığı yaşıyor.

Dünya'da 4 milyardan fazla insan (insanlığın yarısı) yılda 1 ay şiddetli su kıtlığı yaşıyor. Bugün bazı ülkeler şimdiden belirli su kaynakları üzerindeki haklarını tekrar kazanmak için yeniden mücadele etmeye başladılar.

Dünya'daki suların sadece %2,5'i taze sudur ve bunların sadece %0,4'ü yüzeydedir.

Dünya kapalı bir sistemdir. Gezegendeki tüm su okyanuslarda, denizlerde, göllerde, nehirlerde ve hatta kar ve yağmurda gizlidir. Şimdiye kadar var olan ya da var olabilecek tüm suyumuz bu. Dünya'daki suyun küçücük bir yüzdesi yani %2,5'i tatlıdır. Bunun da sadece yüzde 0,4'ü yüzeydedir yani tatlı su gölleri, nehirler ve atmosferdeki nem gibi (yüzeydeki tatlı suların çoğu buzullarda hapsolmuş durumda). Hızla yükselen insan nüfusu düşünüldüğünde (1960'larda 3 milyarken 2050'ye kadar 9,6 milyar olacak) eldeki bu sınırlı su kaynağını yönetmek zor ve karmaşık bir iştir.

Bugün yaklaşık 1,2 milyar insan (dünya nüfusunun neredeyse beşte biri) suyun kısıtlı olduğu yerlerde yaşıyor ve 500 milyonu da bu koşullara doğru yaklaşıyor. Diğer yandan 1,6 milyar insan (yani dünya nüfusunun neredeyse dörtte biri) dünyanın bol yeraltı sularına sahip bölgelerinde ikamet ediyor ancak sulara ulaşacak altyapıya sahip değil. Birleşmiş Milletler kesin bir tahmin sunuyor: 2025'e kadar 1,8 milyar insan mutlak su kıtlığı olan ülkelerde veya bölgelerde yaşıyor olacak ve dünya nüfusunun üçte ikisi su stresi altında olacak. Bugün dünya genelinde, beş yaşın altındaki çocuklardaki her beş ölümünden biri su ile ilgili hastalıktan ötürüdür.

Su Savaşlarının Tarihi

Tarihin kaydedilen ilk su savaşı 4.500 yıldan uzun süre önce günümüz Irak'ında, Dicle ve Fırat nehirlerinin birleştiği yerde yaşandı. O zamanlar "Guedena" ("cennetin kenarı") olarak bilinen bölgedeki Lagash ve Umma komşu antik şehir devletleri arasında çıkan savaş, Lagash kralının suyu kanallara yönlendirmesi ve Umma'yı tatlı sudan mahrum bırakmasıyla başladı. Bu eski "su savaşı", tarihin bilinen en eski organize savaşlarından biridir.

Mezopotamya'nın tarih boyunca antik dünyanın merkezi gücü haline gelmesine yardımcı olan ve "Bereketli Hilal" olarak bilinen yemyeşil Dicle-Fırat nehir havzası çok sayıda su temelli şiddetli çatışmalara sahne oldu. MÖ 1720'de Hammurabi'nin torunu, Babil'in bağımsızlığını isteyen isyancıların geri çekilmesini önlemek için Dicle'ye baraj inşa etti. MÖ 355'te Büyük İskender, Perslerin gemi hareketini önlemek için inşa ettiği baraj savaklarını yok etti. 1991 Basra Körfezi Savaşı sırasında Müttefik Koalisyon güçleri Bağdat'ın su pompalama istasyonlarını yıktı.

Fırat ve Dicle Sorunu, tek bir su kaynağı çevresinde şekillenen sınır ötesi politik çatışmaların en iyi örneğidir. 2006'da İsrail, Lübnan'daki Litani Nehri'nde bulunan 10.000 dönümlük tarım arazisine su sağlayan sulama kanallarını bombaladı. Bu hareket ile İsrail, Ürdün ve Filistin için önemli olan iki tatlı su kaynağı üzerindeki kontrolünü güçlendirdi: Bunlar Jordan Ürdün Nehri havzasını besleyen Golan Tepeleri ve üç yeraltı akiferine sahip Batı Şeria'ydı.

Ürdün Nehri'nin suları için verilen kavga, İsrail ile Mısır, Irak, Ürdün ve Suriye Arap devletleri arasındaki 1967 Altı Gün Savaşı'nın nedenlerinden biridir. Petrolü unutun: Bölgedeki en değerli kaynak Ürdün Nehri'nden akıyor diyen uzmanlar, kullanılabilir suyun yüzde 90'ından fazlasının uluslararası sınırları aştığı bölgenin dünyada en şiddetli su sıkıntısı çeken bölge olduğunu belirtirler. Mısır, Etiyopya'nın Mavi Nil'e baraj inşa etmesine tepki olarak askeri tehditler savurmuştur ve Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat 1979'da "Mısır'ı yeniden savaşa götürebilecek tek mesele sudur." demiştir. Mısır, Orta Doğu'da İran ve Türkiye ile birlikte bol miktarda tatlı suya sahip olan üç ülkeden biri. Arap dünyasının yaklaşık üçte ikisi su temini için dış kaynaklara muhtaç.

Doğu'ya bakıldığında Hindistan, Çin'in batı Tibet'teki Yarlung Zangbo Nehri boyunca Hint yarımadasına akan barajlar inşa etmesini hoş karşılamadı. Çinli mühendisler, Asya'nın en önemli nehirlerinden olan ve Güney Tibet'ten Ganj'a akan Brahmaputra'nın yönünü "barışçıl nükleer patlama" ile değiştirebileceklerini önerdiklerinde Hintliler ayaklandı.

Sahra altı Afrika'da, ekonomik anlamda suya bağımlı olan Ruanda'daki kahve mahsullerini sulamak için aşırı su kullanılması su çatışmasını doğuruyor. Sudan Savaşı'nda Sudan ordusu ve Cancavid milisleri, Arap olmayanları yerinden etmek için su kaynaklarına yönelik saldırılar yaptı; 2007 yılında Darfur'da büyük bir yeraltı gölünün keşfedilmesi su rekabetini ortadan kaldırarak savaşın sona ermesine ön ayak oldu . Orta Doğu'dan Afrika'ya, Hindistan alt kıtasından Asya'ya birçok devlet sadece kendi su güvenliğini korumak için değil, aynı zamanda suyu askeri bir silah olarak kullanmak için aşırılığa kaçmaya isteklidir.

Günümüzde Su Savaşları

2050 yılına kadar suya olan talebin mevcut arzın yüzde 100'üne yaklaşması bekleniyor.

2050'ye kadar Orta Doğu ve Kuzey Afrika'daki tatlı su mevcudiyeti yüzde 50 azalacak. Kuraklıkların sık ve şiddetli olduğu Sahra Altı Afrika'da su kıtlığı günlük yaşama yön veriyor: Üç kişiden ikisinin tuvalete erişim yok. Bölge dünyadaki en düşük sanitasyon oranına sahip ülkelerden oluşuyor. Temiz ve güvenli suya erişimi olmayan dünya nüfusunun yüzde 37'si Sahra altı Afrika'da yaşar.

Dünya iklimine ciddi şekilde zarar veren birçok endüstriyel yöntem ve imalat tekniği var. Küresel ısınma çevremizin ve insanların bu korkunç durumdan kurtulamayacağı kadar ciddi ve endişe verici seviyeye ulaştı. Bugün Dünya'daki su seviyesi sadece "yeterli" seviyededir. Gezegenimizin bu noktaya gelmesinde birçok faktör söz konusu oldu.

Bir savaş yüzlerce nedenle ortaya çıkabilir. Bazıları sonuca varır, bazıları çözülmeden kalır ve bazıları hala devam eder. Su kıtlığı, dünya genelinde diplomatik gerilim yaratacak potansiyele sahip yeni bir sorun.

Bundan önce dünya genelinde küresel tehdide ve paniğe neden olan petrol sorunu vardı. Su sorunu ise şimdi onun yerini alıyor. Petrol krizi hala devam eden bir çatışma ancak su kıtlığı tüm dünya nüfusunu riske atacak tehlikeler oluşturma potansiyeline sahip. Suya sahip olma gücü için savaşan ülkeler arasındaki artan gerilim küresel güvenliğin tehlikeli boyuta ulaşmasına neden olabilir.

Dünyanın %50'si 2050'de su kıtlığı olan bir bölgede yaşayacak.

Su, tüm insanlar için mutlak bir ihtiyaç. Neredeyse tüm insan faaliyetleriyle yakından ilişkili. Varlığımız suyun mevcudiyeti ve kalitesiyle derinden bağlantılı. Kötü haber ise dünyadaki milyarlarca insana yetecek kadar su yok. Dünya'daki mevcut suyun azalmasına neden olan iklim değişikliği ve genel insan faaliyetleri artarak devam ettiği için mevcut su miktarının azalması kaçınılmazdır.

Su savaşı, su talebinin su arzını fazlasıyla aşması nedeniyle var. Birileri daima suya erişimi ve suyun nasıl dağıtılması gerektiğini kontrol etmek ister. Tıpkı Doğu Afrika'daki şiddetli kuraklığın Afrikalılar ile Somalili klanlar arasında ölümcül çatışmalara yol açması gibi. Temel ihtiyaçlar söz konusu olduğunda su kıtlığı bugün yavaş yavaş ülkeler arasında şiddetli bir rekabet doğuruyor.

Yerel ve uluslararası hukuk, kurumsal veya ticari çıkarlar, çevresel kaygılar ve insan hakları aktivistleri su çatışmalarını çözmeyi daha da karmaşıklaştırır.

Dünyanın Yeraltı Su Kaynakları Tükeniyor

Dünyada su kıtlığı ve Dünya'nın yeraltı suyu haritası.
Dünya'nın yeraltı su haritası. (Ensia.com)

Bugün, yeraltı sularının üçte ikisinden fazlası tarımsal sulamaya harcanmaktadır; kalanı ise şehirlere içme suyu olur. Nehir ve akarsuları dolduracak yeterli kar erimesi olmayan, kurak ve ılık kışlar yaşayan ülkeler uzun yıllar boyunca akiferlerden beslendi. Afrika, Avrasya ve Amerika'daki dünyanın en büyük yeraltı su rezervleri şimdi tükenme yolunda. Birçoğu geri dönüşü olmayan şekilde yok oluyor. Bugün yaklaşık iki milyar insan tehdit altındaki bu yeraltı sularıyla hayatta kalır.

Dünyanın bazı yerlerinde yeraltı suları kontrolsüzce pompalanıyor ve bu da belirli bölgelerde toprağın her yıl 7 ila 10 cm çökmesine neden oluyor. Bu durum demiryolları, yollar, altyapı ve binaların temellerini bozar. Örnek olarak Çin, su yönetimi ve tedariği söz konusu olduğunda dünyadaki en riskli ülkelerden biri. 20 milyon insanın yaşadığı başkent Pekin, dev Kuzey Çin Ovası akiferine sahip olmasına rağmen dünyada en çok su stresi yaşayan 5. şehir. Yine Meksika'nın başkenti Mexico City gibi diğer birçok şehir her gün batmaya devam ediyor.

Yeraltı suyunun Türkiye dahil dünya genelinde sorumsuzca tüketilmesi, tarım ve şehirlere ve yerel bölgelere içme suyu sağlama yeterliliğini tehdit altına sokuyor (Bkz. Tuz Gölü). Birleşmiş Milletler, 2030 yılına kadar suya erişimde küresel anlamda ciddi bir kıtlık olacağı tahminini bizzat paylaşmıştır.

Yıllar öncesine kadar dünyada hala bolca akifer vardı. Akiferler, kuraklık ve aşırı sıcaklık gibi su temini ihtiyacının arttığı zamanlarda kıtalar ve ülkeler için potansiyel yedek su görevi görür. Bununla birlikte acil su temini ihtiyacımızı karşılayacak olan bu depoların üçte ikisi, ülkelerin ve insanların gerçekleştirdiği suyla ilgili yoğun faaliyetler nedeniyle artık tükenmiştir. En çok miktarda yeraltı suyu içeren Afrika, Avrasya ve Amerika bile şu anda kritik durumda.

Birleşmiş Milletler, 2030'da küresel su açığı yaşanacağını öngörür.

İklimdeki şiddetli değişim Dünya'nın su kaynağına zarar verdi. Hükümetler ve yetkililer bununla ilgili kesin tahminleri on yıllar öncesinden yaptılar. Toplumlar uyarıldı ve su kaynağımızın korunmasına yardım etmeleri için yalvarıldı. Bununla birlikte insanların tepkisi veya tepkisizliği bugün su savaşlarına dair etrafımızda olup bitenleri deneyimlemeye devam edeceğimizin açık bir yansımasıdır.

Dünya'da Ne Kadar Su Kaldı?

Petrol rezervleri hakkında sudan daha fazlası biliniyor. Akiferlerde ne kadar su kaldığını hesaplamak zordur. Kanada'nın Victoria Üniversitesi'ndeki bilim adamları 2015 yılında, Dünya'nın kara kütlesinin iki kilometre üzerindeki yeraltı suyunun %6'dan azının bir insan ömrü içinde yenilenebilir olduğu sonucuna vardılar. Ancak diğer hidrologlar ölçümlerin yanıltıcı olabileceği konusunda uyarır. Yine de asıl önemli olan suyun akifer boyunca nasıl dağıldığıdır. Su seviyesi 15 metre ve altındayken suyu yüzeye pompalamak ekonomik açıdan pratik olmaz. Ayrıca çıkarılsa bile suyun çoğu acı olur veya çok fazla mineral içerir.

Su Kıtlığının Dünya Ekonomisine Etkisi

Bölgeler ve ulusların su sıkıntısı çekmesi çatışma ve büyük göç dalgası riskini artırıyor. Yaşamın büyük oranda yeraltı suyuna bağlı olduğu Yemen'deki su krizi çatışması yılda 4.000 kişinin ölümüne neden olmaktadır. Uzmanlar ayrıca su kıtlığının Suriye'deki sivil savaşı hızlandırdığına inanır. Tek su kaynağı yeraltı suyu olan Ürdün'e ulaşan yarım milyondan fazla Suriyeli mülteci ülkenin geleceğini çıkmaza sokuyor. Büyük yeraltı suyu havzasından yoksun Türkiye ise milyonlarca mülteci alarak şansını daha da zorladı. Türkiye'de 2030'da gerçekleşmesi beklenen su kıtlığı şimdi daha erken gelecek.

Su ihracatı
yapan ülkeler
Yılda en az 30 gün
su kıtlığı yaşayan
nüfus oranı
Pakistan%84
Hindistan%97
Avustralya%66
Özbekistan%93
Mısır%100
Türkiye%63
İspanya%69
İran%82
Türkmenistan%80
Tacikistan%67
Kaynak: Water Footprint Network

Ülkeler suyu aşırı miktarda kullandıkça ekonomi de bundan etkilenir. Su kıtlığı ve su savaşları küresel ekonomik büyümeyi hızla düşürecek ve bu da gıda ve diğer ürünlerin fiyatlarını büyük ölçüde artıracak. Bu durum mevcut çatışmalar arasındaki yangını daha da körükleyecek veya yenilerine yol açacak. Dahası, su krizi kötüleşmeye devam ettikçe komşu ülkeler arasında savaşa neden olması da olasıdır.

Su krizinden etkilenen bölgelerdeki insanların yeterli su kaynağının olduğu yeni yerlere göç etmesi bekleniyor. Buradaki sorun, bir bölge kalabalıklaştıkça oradaki su kaynaklarının da hızla tükenmesi olasılığıdır. Dolayısıyla daha az oranda su krizi yaşayan ülkelerin göçmen insanları reddetme ve gelişlerini engelleme olasılığı yüksek. Karşıt çıkarlar ve niyetler çatışmalara yol çıkarabilir. En kötü senaryo, devlet müdahalesinin gerekmesi ve hatta savaş çağrısı yapılmasıdır.

Dünya'daki tatlı suyun %30'u her kıtada birkaç adet bulunan akiferlerdedir.

Geçmişe bakarak, tüm bunların gerçekleşmesi olası görünüyor. Su krizi yaklaşıyor ve birçok insanın hayal edebildiğinin ötesinde bir ölçekte olacak. Zira su toplumların gerçekleştirdiği hemen her işlevde kullanılıyor. Her ürünün veya gıdanın üretilmesinde daima su gerekir. Su krizinden en çok etkilenen ülkelerde GSYİH yılda %6 küçülecek.

Dünya'daki Su Nasıl Bu Kadar Azalmaya Başladı?

Her insanın aklındaki büyük soru bu. Yaşamak için tüm güvencemiz olan su seviyelerinin kritik oranda düştüğü bu noktaya nasıl ulaştık?

Su krizinin kökeninin izini sürmek mümkün olmayabilir. Bu küresel soruna katkıda bulunan pek çok faktör var:

  • Su kaynaklarının insanlar tarafından tarım, imalat, iş, kişisel kullanım vb. amaçlarla yolsuz veya sorumsuzca kullanılması.
  • Yeraltı suyunun pompalanmasında yetersiz kontrol.
  • İlgili su sistemlerine yapılan standart altı bakım sonucu şehirlerdeki ve diğer alanlardaki borularda sızıntı.
  • Hızlı nüfus artışı ve gıda üretimi için gereken suya arzdaki artış.

Sulamanın Su Kıtlığına Etkisi Nedir?

Sulama tekniği yoğun su isteyen mahsullerin kurak yerlerde yetiştirilmesini sağladı ve bu da artık geri dönüşü olmayan yerel ekonomilerin oluşmasını sağladı. Buna Hindistan'da şeker kamışı ve pirinç, Çin'de kışlık buğday ve Kuzey Amerika'nın güney Büyük Ovaları'nda mısır yetiştirilmesi dahildir.

Ermenistan ile Türkiye arasındaki sınır boyunca uzanan karalarla çevrili Ağrı Havzası'nda su ürünleri yetiştiriciliği patlamıştır. Zira yeraltı suyu, alabalık ve mersin balığı gibi soğuk su balıklarını yetiştirecek kadar soğuktur. Buradaki akifer balık havuzları uğruna yirmi yıldan kısa sürede o kadar yoğun çekildi ki belediyenin iki düzineden fazla yöredeki su kaynakları artık tehdit altında.

Büyük Su Havzaları Nasıl Kurudu?

Kuraklık, kötü pompalama yönetimi, büyük şehirlerdeki belediye su sistemlerindeki sızdıran borular, eskiyen altyapı, yetersiz teknolojik, nüfus artışı ve daha fazla gıda üretimi talebi yeraltı suyuna olan talebi yükseltti. Verimsiz taşkın sulama tekniği dünya çapındaki baskın sulama yöntemi olmaya devam ediyor. Dünyanın en büyük yeraltı suyu tüketicisi olan Hindistan'da hükümet çiftçilerin yeraltı suyunu pompalamaya devam etmeleri için teşvik olarak elektriği sübvanse ediyor.

Yeraltı Suları En Çok Nerede Tehlike Altında?

En fazla stres altında olan yer Suudi Arabistan ile Yemen'de 60 milyon insana su sağlayan Arap Akifer Sistemi'dir. Hindistan'ın kuzeybatısındaki ve Pakistan'daki İndus Havzası akiferi en çok tehdit altındaki ikinci ve Kuzey Afrika'daki Murzuk-Djado Havzası ise üçüncü yer.

Bugün Su Savaşlarının Hangi Aşamasındayız?

Su kıtlığı sorununun yavaş gelişen bir problem olduğunu bilmek rahatlatıcı gelebilir. Ancak şu anda sahip olduğumuz rahatlığı fırsat olarak kullanmamız gerek. Dünyanın bazı bölgeleri halihazırda su krizi yaşıyor ve su mevcudiyetinin yetersizliği nedeniyle ciddi tehlike altındalar. Bu durum dahi başlı başına uluslararası müdahale gerektiriyor.

Önümüzdeki 50 yılda su savaşı görülme olasılığı %75 olarak ölçüldü.

Su kıtlığını çözmeye yönelik uluslararası kuruluşlardan gelen ihtiyatlı bir çözüm yok. Şu anda bazı ikame akiferler sağlanıyor ve suyu geri dönüştürmek ve korumak için teknolojik ilerlemeler sağlanıyor. Bu çözümler küresel su kıtlığında olumlu ilerleme kaydetmeye yeter mi şu an için belirsiz.

Şimdiye kadar, yüzlerce ülkeden delegeler, küresel iklim değişikliği riskleriyle mücadele için olası önlemlerin tartışıldığı iklim zirvelerine katıldı. En önemli iklim zirvelerinden biri de dünyadaki su kıtlığına karşı çözüm geliştirmek üzere en az 200 ülkeden temsilcinin katıldığı Fransa'nın Paris şehrinde düzenlenen 2015 COP-21'dir.

Su krizi, uluslararası kuruluşlar ve siyasi diplomatlar tarafından acilen tartışılması gereken bir konu. Bu kriz devam ederse, dünyada küresel bölünme yaşanması muhtemeldir. Sorun ancak gelişmiş, stratejik çözümlerle yavaşlatılabilir veya durdurulabilir. Tıpkı gelişmiş su kaynaklarına sahip ülkelerin sularını diğer ülkelerle paylaşması gibi.

Su Kıtlığıyla İlgili Hiç İyi Haber Yok mu?

Bilim adamlarına göre tükenen yeraltı suyu sorunu yavaş ilerleyen bir kriz. Bu yüzden yeni teknolojiler ile su verimliliğini geliştirmek için hala zaman var. Avustralya'nın en kurak şehri olan Perth'te, içme suyu için kullanılan büyük akiferi yeniden doldurmak için tuzdan arındırılmış su enjekte edildi. Çin, yeraltı suyu pompalamasını yasalarla frenlemeye çalışıyor. ABD ise Batı Teksas gibi bölgelerde henüz ulaşılmamış daha derin akiferlere inmek için sondaj yapıyor. Türkiye'de su kıtlığına karşı bilinen bir çalışma yok.

Bireyler olarak üzerimize düşen su musluklarını gereksiz akıtmamak ve su krizi ya da su kıtlığı konusunda bilinç sahibi siyasilere destek vermektir. Küresel boyutlu bir kriz için küçük önlemler gibi görünebilir ancak kesinlikle yardımcı olacaktır.

Kapak görseli: Peter Cade/Getty