Kategoriler
Bilim & İnsan

Çoklu evren nedir? Bilim mi yoksa bilim kurgu mu?

Çoklu evren tam olarak nedir? Evrenimiz türünün tek örneği mi yoksa bazı bilim adamlarının iddia ettiği gibi sonsuz evrenlerden sadece biri mi? Fizikte son 30 yılda yaşanan gelişmeler bazı fizikçileri ve kozmologları içinde yaşadığımız evrenin şu anda var olan sonsuz sayıda evrenden sadece biri olduğu akıllara durgunluk veren bir sonuca götürdü.

Çoklu evreni anlamak

Çoklu evren teorisinin doğru olması, halihazırda gökyüzünde gördüğümüz yüz milyarlarca yıldız ve galaksinin anlaşılamaz derecede geniş bir evren topluluğunun minik bir parçası olduğu anlamına geliyor. Bilim adamlarına göre içinde yaşadığımız bu evren, sonsuz büyüklükteki kozmik bir takımadadaki tek bir element ya da atom gibi olabilir.

Ancak omniverse olarak da bilinen çoklu evren teorisi sadece boşluktan ibaret daha fazla alan anlamına gelmiyor. Bu teori beraberinde paralel evren fikrini getirmekte. Bir paralel evrende asla park cezası almamış, milyon liralık piyango kazanmış, farklı bir isme sahip olmuş, Almanya'nın 2. Dünya Savaşı'nı kazandığını görmüş veya dinozorların hala Dünya'da dolaştığına şahit olmuş olabilirsiniz. Hatta Dünya hiç oluşmamış bile olabilir. Peki çoklu evreni mümkün kılan nedir?

Çoklu evrene dair üç argüman

Çoklu evren teorisi bilimkurgudan gelen bir fikir gibi görünüyor olsa da fizikçiler çoklu evrenin varlığına dair üç argüman sunar.

Birinci argüman

İlk argüman evrenin yaklaşık 13,8 milyar yıl önce doğmasını sağlayan Büyük Patlama'ya işaret eder. Fizikçiler Büyük Patlama'yı tetikleyen şeyin kuantum köpüğü olduğunu söylüyor. Kuantum köpüğü, varoluşa giren ve çıkan sanal parçacıkların girdabıyla yaşanan rastgele dalgalanmalardır. Bazı fizikçiler bu dalgalanmanın ve neredeyse tüm evrenimizi meydana getiren "kozmik enflasyon"un (patlamayla yaşanan ani genişleme) tümüyle benzersiz bir olay olduğuna inanmaktadır. Diğerleri ise bu tür birçok olayın başka evrenler oluşturmuş açabileceğini düşünüyor.

İLGİLİ:  Doğum kontrolü neden ve nasıl başlamıştır?

İkinci argüman

Çoklu evrenin varlığına ilişkin ikinci argümanda maddenin aslında parçacıklardan değil, hayal edilemeyecek kadar küçük, titreşen sicimlerden veya enerji döngülerinden oluştuğunu savunan sicim teorisi ele alınır. Sicim teorisinin evrendeki matematiksel denklemi açıklayabileceği öne sürülmektedir. Fizikçiler bir zamanlar sicim teorisinin "her şeyin teorisi" olabileceğini ummuşlardı. Yani evrenin neden sahip olduğu özelliklere sahip olduğunu açıklayan bir denklem sistemi sunmasını beklediler. Örneğin, bir protonun kütlesi neden elektrondan 1836,15 kat daha büyüktür? Kimsenin gerçek bir cevabı yok.

Sicim kuramının buna benzer tüm temel bilimsel sorulara tek bir ortak çözüm sunması bekleniyordu ancak sicim kuramındaki denklemlerin şaşırtıcı derece olası çözümleri olduğu görüldü (10500 gibi gülünç bir sayıdır, 1'den sonra 500 sıfır). Bazı sicim teorisyenleri, bu çözümlerin her birinin, her biri kendi fiziksel özelliklerine sahip farklı bir evrene işaret ettiğini iddia ediyor.

Üçüncü argüman

Çoklu evrenin varlığına dair son argüman kuantum teorisinden geliyor. Yüzyılı aşkın süredir bilinen ve maddenin en küçük ölçekteki doğasını açıklamada son derece başarılı olan kuantum teorisi kulağa inanması güç gelen varoluşsal olasılıklar sunar. 1950'lerde temelleri atılan ve yakın zamanda yeniden ilgi kazanan kuantum teorisinin "çoklu dünya" yorumuna göre evren, her bir kuantum olayında ikiye ayrılır.

İLGİLİ:  İnsülin direncine genel bir bakış; Belirtiler, tanı, diyet ve ilaçlar

Örneğin, kuantum teorisinde radyoaktif bir parçacık herhangi bir zaman diliminde bozunabilir veya bozunmayabilir ve bunun her bir sonucu kendini ayrı bir evrende gösterir. Bu tür kuantum olayları aşağı yukarı durmadan gerçekleştiğinden argümana göre çoklu evrenlerin sayısı sürekli olarak artmaya devam ediyor.

Türleri

Yaşadığımız evrenin pek çok evrenden biri olabileceğine dair fikirlerin arkasındaki fizik bazı çoklu evren türlerini ortaya çıkarmıştır. Bunun nedeni bir çoklu evren meydana getirmenin birden fazla yolu olması. Beş tür çoklu evren ve gerçekte nasıl var olabilecekleri:

  • Kabarcık evrenler – Kabarcık evren fikri anlaşılması en kolay olanı. Bu teoride bizden yeterince uzakta başka Büyük Patlamalar olmuş olabileceği düşünülür. Bunun ne kadar "uzak" olduğu henüz kavranamadı. Evrenin Büyük Patlama ile yaratıldığı ve dışa doğru genişleyen galaksilerden oluştuğu düşünülürse o zaman bu evren aynı yolla yaratılmış başka bir evrenle karşılaşabilir. Ancak evrenin 46,5 milyar ışık yılı genişlikte olduğunu düşünürsek… bu çoklu evrenlerle hiç etkileşime girmeyebiliriz.
  • Yinelenen evrenler – Çoklu evrene dair yinelenen evren teorisi, uzay-zamanın sonsuz olduğu fikrine dayanır. Sonsuz bir şeyde, parçacıkların dizilişi kendini tekrar edecektir. Bu teoride, yeterince uzağa seyahat ederseniz, başka bir Dünya ve başka bir "siz" ile karşılaşabilirsiniz.
  • Paralel evrenler – Bu çoklu evren teorisine göre algıladığımız evren tek değildir. Algıladığımız üç uzamsal boyutun ötesinde, ek boyutlar ve zaman vardır. Diğer üç boyutlu evrenlerin daha yüksek boyutlu uzayda var olduğu, dolayısıyla paralel evrenler olarak iş gördüğü düşünülür.
  • Kardeş evrenler – Kuantum mekaniği, evreni olasılıklar ile tanımlar. Kuantum dünyasında, bir seçimin veya durumun gerçekleşme ihtimali olan tüm olası sonuçları, tek tek gerçekleşmelidir. Her dallanmada yeni bir evren oluşur
  • Matematiksel evrenler – Matematik, evrenin parametrelerini tanımlamak için kullanılan bir araç olarak kabul ediliyor. Ancak evrenin farklı bir matematiksel yapısı olabilir. Eğer öyleyse, böyle bir yapı tamamen farklı bir evreni tanımlayabilir.
İLGİLİ:  Koşmanın zihne ve beyne bilimsel yararları

Çoklu evren bir bilim mi yoksa bilim kurgu mu?

Çoklu evren fikrine destek veren birkaç önemli bilim adamı var. Bunlar arasında Caltech'ten Sean M. Carroll, Stanford'dan Leonard Susskind ve Britanya kraliyet astronomu Sir Martin Rees gibi önde gelen isimler bulunuyor. Ancak Santa Barbara'daki California Üniversitesi'nden Nobel Ödülü sahibi David Gross gibi diğer ünlü bilim adamları konuya şüpheli yaklaşırlar.

Bu bilim adamlarına göre çoklu evrene dair teoriler gerçek anlamda bilim değil. Bilim, gözlem ve deneye dayalı bir sistem ve böyle bir başka evreni gözlemleyebileceğimiz veya başka bir evrenin ya da evrenlerin gerçekten var olup olmadığını belirleyebileceğimiz kesin değildir.

Cape Town Üniversitesi'nden seçkin fizikçi George Ellis 2011'de "Bu diğer evrenlerin varlığının kanıtlandığına veya kanıtlanabileceğine inanmıyorum" açıklamasını yaptı.

Almanya'daki Frankfurt İleri Araştırmalar Enstitüsü'nde fizikçi olan ve kuantum çekimine dair çalışmaları ile bilinen Sabine Hossenfelder ise daha açık sözlü olmuştur. Ona göre çoklu evreni tanımlama çabaları yalnızca zaman kaybı. Zira bilimin bu evrenlerin var olup olmadığına dair sunabileceği hiçbir veri yok. Hossenfelder'e göre çoklu evreni desteklemek için ortaya konan bilimsel fikirler aynı kusurlu argümandan yani matematiğe aşırı güvenden doğuyor.

Kapak görseli: Julian Baum / Getty Images

Yazar Burcu Kara

Genellikle modern tarih, yakın tarih ve popüler bilim üstüne içerikler üretiyor. Özel ilgi alanları arasında Kuzey Afrika ve Güney Amerika'nın sömürge tarihi ve Avrupa'daki eski monarşiler yer alıyor.