Kategoriler
Tarih & Kültür

Basketbolun icadı ve tarihi gelişimi

Kesin olarak ABD kökenli tek büyük spor olan basketbol ​​1 Aralık 1891'de James Naismith (1861–1939) tarafından bir gençlik organizasyonu olan YMCA İdman Okulu'nda (şimdi Springfield College) Massachusetts'te icat edildi. Naismith burada beden eğitimi öğretmeniydi. 1891'de düzenlediği ilk basketbol maçında iki şeftali sepetini (basket) gol hedefi olarak kullandı. Öğrenciler maç boyunca coşkuluydu. Pek çok atış denemesinden sonra William R. Chase orta sahadan bir atış denedi—tarihi karşılaşmadaki ilk ve tek sayıyı yaptı. Yeni icat edilen bu oyuna dair söylentiler hızla yayıldı ve çok sayıda dernek Naismith'e yazarak oyunun kurallarının kopyasını istedi. Naismith, kuralları YMCA İdman Okulu'nun kampüs dergisi olan Triangle'ın 15 Ocak 1892 sayısında yayımladı.

Basketbolun tarihsel hikayesi

Elinde bir futbol topu ve şeftali sepeti ile basketbolu icat eden beden eğitimi öğretmeni James Naismith.
Elinde bir futbol topu ve şeftali sepeti ile beden eğitimi öğretmeni James Naismith daha sonra tıp doktoru oldu.

Basketbol, ​​rekabet anlamında bir kış sporu olsa da ABD'de 12 aylık temelde oynanıyor. Ülkede basketbol için ayrılmış oyun alanları arasında belediye, endüstri ve kilise salonları, okul bahçeleri, aile garajları ve yaz kampları gibi son derece geniş imkanlar var. Birçok dilbilgisi okulu, gençlik grubu, belediye eğlence merkezi ve diğer kuruluşlar lise yaşından küçük gençler için basketbol programları yürütür.

Basketbolu ilk kez küçükler için yeniden düzenleyen isim Jay Archer oldu. 1950'de 12 yaşın altındaki kız ve erkek çocuklar için “biddy” basketbolunu tanıttı, sahayı ve ekipmanları çocukların boyutuna göre yeniden tasarladı ve turnuvalar düzenledi.

James Naismith basketbolu nasıl icat etti?

Aralık 1891'de bir üniversite öğretmeni olan James Naismith'in bir sorunu vardı. Kış nedeniyle binaya kapanan öğrenciler eğitime devam edemiyordu. Futbol ve beyzbol oynamak çok soğuktu ve bu sporları spor salonunda yapmak çok tehlikeliydi. Okul, Naismith'ten yeni bir kapalı alan sporu icat etmesini istedi. Naismith, çocukken oynadığı bir taş atma oyununu hatırladı. Oyuncuların bir hedefe top attığı bir oyunu hayal etti, hedefe en fazla topu atan takım kazanırdı.

Naismith yeni oyununa "basket topu" adını verdi ve 13 kural yazdı. Tüm ekipmanlar iki şeftali sepeti ve bir futbol topuydu. Naismith, sepetleri spor salonunun her iki ucuna yerden 3 metre yükseğe çiviledi. Takımların her birinin 9 oyuncusu vardı. Naismith maçı adil şekilde başlatmak için topu merkezden havaya fırlattı. 21 Aralık 1891'de, Springfield, Massachusetts'te basketbol oyunu doğdu.

İLGİLİ:  Michael Jordan'ın çocukluğu ve gençliği

Yeni sporun popülaritesi hızla arttı. Naismith'in öğrencileri öğretmen ve koç olarak oyunu yaymaya devam ettiler. Liselerde ve kolejlerde basketbol takımları ortaya çıktı. Ülkede kız ve erkek çocuklar basketbol oynamaya başladı.

Kural değişiklikleri oyunu daha eğlenceli hale getirdi. Top sürmeye izin verildi. Sayı atmayı kolaylaştırmak için pota eklendi. Her sayı atıldığında oyun durur ve bir kişi merdivene çıkarak topu sepetten alırdı. Şeftali sepeti yerine delikli bir ağ kullanılarak oyun hızlandırıldı. Top sürmeyi ve şut atmayı kolaylaştıran yeni bir top tanıtıldı (ilk basket topu).

İnsanlar bu heyecan verici yeni sporu görmek için şehre akın etti. Ardından profesyonel ligler kuruldu. 1920'lerde Original Celtics ve Harlem Rens gibi profesyonel takımlar ülke çapında yaptıkları turlarla büyük kalabalıkların ilgisini çektiler. Basketbol dünyaya yayılmaya başladı.

Basketbol ​​1936'da Olimpik spor haline geldi. İlk Olimpik basketbol maçında hava atışını Naismith yaptı. Şampiyonluk maçından sonra oyunculara madalyalarını takdim etti. Kendisinin bir "kış oyalanması" olarak icat ettiği oyun küresel bir spora dönüşmüştü.

Yeni oyununun başarısına rağmen Naismith’in odak noktası öğretim ve eğitim olmaya devam etti. 1898'de Colorado Üniversitesi'nden tıp doktoru olarak mezun oldu ve Kansas Üniversitesi'nde bir basketbol programı kurdu. Burada beden eğitimi direktörü rolünü de üstlendi.

1939'daki ölümünden sonra basketbolun popülaritesi artmaya devam etti. 1891'de yazdığı basketbolun 13 kuralının orijinal sayfaları Aralık 2010'da 4,3 milyon dolara satılmıştır. Kurallar bugüne kadar büyük oranda değişmedi.

Basketbolun ilk yılları

Basketbolun icadından sonraki ilk yıllarda bir takımdaki oyuncu sayısı sınıftaki sayıya ve oyun alanının büyüklüğüne göre değişiyordu. 1894'te oyun alanı 167 metrekareden küçük olduğunda maçların beşerli takımlarla yapılması kuralı konuldu. Salon 167 ile 334 metrekare arasındaysa sayı yediye ve 334'ü aştığında dokuza yükseliyordu. 1895'te insanlar çoğunlukla beşli takımlar kurmaya başladı ve iki yıl sonra kural beş oyuncu olarak değişti. Bu sayı o zamandan beri aynı kaldı.

İLGİLİ:  Siyasal ideolojiler ve açıklamaları
1892 şeftali sepeti basketbolu
Açık havada yapılan bir basketbol maçında altı kapalı şeftali sepetine atış yapan oyuncular, 1892.

Hem Naismith hem de onun beş oyuncusu Kanadalı olduğundan basketbolun Amerika Birleşik Devletleri dışında oynandığı ilk ülkenin Kanada olması şaşırtıcı değil. Basketbol 1893'te Fransa'da, 1894'te İngiltere'de, kısa süre sonra Avustralya, Çin ve Hindistan'da ve 1900'de Japonya'da oynandı. Türkiye bunu 1921'de başardı.

YMCA'deki spor salonlarının çokluğu basketbol oynamak isteyenlerin YMCA üyesi olmasını sağlamıştı. Üyelikler hızla artmaya devam ederken beş yıl sonra basketbol çeşitli dernekler tarafından yasaklanmaya başladı çünkü 50 veya 60 kişilik sınıflar tarafından işgal edilen spor salonları artık sadece 10 ila 18 oyuncunun tekeline kalmıştı. Oyunun yasaklanması YMCA'ye yapılan bir tepkiydi ve insanlar üyeliklerini sonlandırarak basketbol oynayacak salonlar kiralamaya başladılar ve böylece sporun profesyonelleşmesinin önü açıldı.

Oyuncular başta üç tür üniformadan birini giyerdi: Diz uzunluğunda futbol eşofmanı, güreşçiler tarafından giyilen jarse tayt ya da dolgulu kısa donla birleştirilen dizlikler ki günümüz üniformasının öncüsü oldular. Sahalar genellikle düzensiz bir şekle sahipti ve zaman zaman sütunlar, merdivenler veya ofisler oyuna engel oluyordu. 1903'te bir basketbol sahasının tüm sınır çizgilerinin düz olması gerektiğine karar verildi.

1893'te Narragansett Machinery isimli bir şirket hamak tarzı sepeti olan bir demir kasnak tasarladı ve pazara sürdü. Başlangıçta bir merdiven, sonra bir direk ve ardından ağın altına bağlanan bir zincir haline getirildi ve sayı atıldıktan sonra topu almak kolaylaşmıştı. Sepetin altı açık ağ ile bağlanması 1912-13'te kural olarak kabul edildi. 1895-1896'da sayı atmanın (gol denilirdi) puanı üçten ikiye düşürüldü ve serbest atış puanları üçten bire indirildi.

Sepetler sık ​​sık balkona tutturuldu ancak bu durum sepetin arkasındaki bir seyircinin eğilip topa engel olmasına fırsat verirdi. Bunun için 1895'te ekiplerden 1,2 x 1,8 metrelik bir perde kullanmaları istendi. Kısa süre sonra ahşap tahta benimsendi. Cama geçiş ise profesyoneller tarafından 1908–09'da ve kolejler tarafından 1909–10'da yasallaştırıldı. Sık sık çizginin dışına basma sorununu çözmek için pota 1920-21'de 0,6 metre ve 1939–40'da 1,2 metre içeri hareket ettirildi. 1940–41'de yarım daire şeklinde pota kuralı getirildi.

İLGİLİ:  Berberi korsanları ve ABD donanması arasındaki savaşlar

Basketbolun icadının ilk iki yılında futbol topu kullanıldı. 1894'te ilk basket topu tasarlandı ve piyasaya sürüldü. Çevresi futbol topundan yaklaşık 10 cm daha büyüktü ve 567 gram ağırlığa sahipti. 1948-49'da bağcıksız kalıp basket topu resmileşti ve boyutu 76 cm olarak belirlendi.

Basketbol oynanan ilk okul

Basketbol oyununu oynayan ilk okul ya Geneva College ya da Iowa Üniversitesi'dir. Oynanma tarihleri sırasıyla 1892 ve 1890'a işaret eder. İlk üniversiteler arası basketbol maçı 18 Ocak'ta Chicago Üniversitesi ile Iowa Üniversitesi arasında oynandı. Ev sahibi Iowa'ydı. Chicago Üniversitesi 1896'daki maçı 15-12 kazandı. Hiçbir takım yedek oyuncu kullanmadı. Maçın hakemi Iowa'dan H. F. Kallenberg'di–hakem ev sahibinden olurdu–ancak seyircilerden bazıları kararlara itiraz etti. H. F. Kallenberg ilk basketbol koçları arasına girmiştir.

Her kolej kendi kural komitesini kurduğundan 1913'e geldiğinde 5 komite ortaya çıkmıştı. Takımlar her yarı için farklı kuralla oynamayı kabul ederdi. Bu komitelerden Amatör Atletizm Birliği ve YMCA işi düzenli hale getirmek için 1915'te Ortak Kurallar Komitesi'ni kurdular. Grup 1936'da Ulusal Basketbol Komitesi (NBC) olarak yeniden adlandırıldı ve ABD ve Kanada'yı kapsadı. 1979'a kadar oyunun tek kural koyucu amatör organı oldu.

Oyunun giderek ün kazanması

Michael Jordan
Michael Jordan ve üniversite takımı North Carolina (1982).

Basketbol, ​​İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki ilk otuz yılda ABD'de ve uluslararası alanda istikrarlı ancak yavaş şekilde popülerlik kazandı. Oyuna olan ilgi televizyon yayınlarının başlamasıyla derinleşmişti ancak basketbolun ünü özellikle ilk kez 1980'lerde kablolu televizyonun ortaya çıkmasıyla patlamıştır. İnsanlar Earvin ("Magic") Johnson, Julius Erving ("Dr. J"), Larry Bird ve Michael Jordan gibi muhteşem oyuncuları izlemek için ekrana bağlanırdı.

Basketbol hızla Amerika'nın en önde gelen sporları arasına girdi ve beyzbol ve Amerikan futbolu gibi geleneksel isimlere denk hale geldi. Bu dönemde oyun dört alanda da gelişti: Lise ve üniversite basketbolu, profesyonel basketbol, ​​kadın basketbolu ve uluslararası basketbol. Basketbolun tüm dünyada sevilmesini ve yayılmasını sağlayan isimse başlı başına Michael Jordan söylencesi oldu.

Yazar Burcu Kara

Genellikle modern tarih, yakın tarih ve popüler bilim üstüne içerikler üretiyor. Özel ilgi alanları arasında Kuzey Afrika ve Güney Amerika'nın sömürge tarihi ve Avrupa'daki eski monarşiler yer alıyor.