Kategoriler
Ülkeler

Danimarka ekonomisi nasıl zenginleşti?

Danimarka denildiğinde ilk akla gelen konulardan biri elbette Vikinglerdir. Yüzyıllar boyu geniş oranda savaşçı bir millet olarak kalan Danimarka Vikinglerinin kendilerini nasıl modern zamana başarıyla uyarladığını merak ediyor olabilirsiniz. Aslında Danimarkalılar uzun zamandır zenginlerdi. İşgalci bir toplum olsalar da aynı zamanda tüccarlık ve çiftçilik yaptılar ve kendilerine bir imparatorluk kurdular. O zamanlar bile Danimarka'da servet toplum arasında dağıtılırdı. Bu sosyal uygulama ne kadar iyi olursa olsun bir süre sonra toprak yetersiz gelmeye ve insanların açlıktan ölmesine neden oldu.

Danimarka'nın zenginleşme hikayesi

Yazılı tarihe işlenen Viking devri zorlu ama kısa sürmüştür. İlginç şekilde Vikingler savaşçı ve yağmacı oldukları kadar yeniliğe de açıklardı. Viking çağı Danimarka'nın Hıristiyan birliğine dayalı oligarşi ve krallık etrafında birleşmesiyle sona erdi. Sıradan bir Danimarkalı şimdi biraz daha az zengindi. Kaymağı süzenler seçkinler ve kilise oldu. Tüm savaşlar, çatışmalar, veba ve iç savaş başta Danimarka soylularını zenginleştirdi ancak bu kaostan çok güçlü bir deniz ulusu çıktı.

İLGİLİ:  İzlanda: Tarihi, hükümeti, ekonomisi ve iklimi

Danlar (Danimarkalıları oluşturan kuzey Cermenler) artık eskisinden daha denizci, tüccar ve çiftçi olmuştu. Ancak komşu ülkelerin nüfusu arttıkça ve topraklarından kaynak çıkarmaya başladıkça (Danimarka'da kazmaya değer demir veya kimyasal kaynak yoktur) Danimarka siyasi ve askeri önemini kaybetti. Hala dengeli bir nüfusu vardı ancak toprak insanları ancak besliyordu ve hasat başarısız olduğunda insanlar açlıktan öldüler. 17. yüzyılın ortalarına kadar gelen Danimarka artık savaş kaybetmeye başladı ve ülke küçülüyordu. Geriye çekirdek merkez kaldı. Bu merkez, ortak bir amacı olan istikrarlı bir nüfustu: Artık tek önemli olan bağımsız kalmaktı.

İflas etmiş bir ulus

17. yüzyılın sonları Danimarka ekonomisinde bir altın çağdır. Devir büyük ölçüde savaş ve keşif devri olduğundan ve Danimarka köklü bir denizcilik deneyimi taşıdığından para stratejik olarak donanmaya harcandı. Fransa ve İngiltere ile verilen savaşlar böylesine küçük, tarafsız bir ulus için kazançlı oldu. Ancak savaş odaklı ekonominin doğal sonucu gereği gidişat uzun sürmedi: Danimarka askeri ve ekonomik felaket içine girdi. Napolyon Savaşları sırasında 1814'te imzalanan Kiel Antlaşması Danimarka için korkunç olmuştur: Ülke nüfusunun 3/7'sini, ekonomisinin 5/7'sini ve toprak alanının 9/10'unu kaybetti ve iflas etmiş bir topluma dönüştü. Kredi limiti kapanmıştı ve toplum hayatta kalmak için gerçek bir mücadele içindeydi.

İLGİLİ:  Tacikistan: Tarihi, etnik yapısı, dili, dini, iklimi ve yönetimi

Büyük bir reform

Halkı geçim savaşı veren Danimarka yeni bir zenginlik sağlayacak büyük bir reform yapması gerektiğinin farkına vardı. Ancak bu hiç de kolay bir şey değildi.

İlk değişim toprak ve mülkiyet reformları, arazi vergilendirmesi, yeni çiftçilik teknikleri, çiftçiler ve ürünleri için kooperatif ticaret ağları, halk eğitimi, anayasa ve demokrasi ile başlatıldı. Hepsi bir felaketin içindeydi. Bunun iki sonucu oldu: 1814'te 60 milyon olan devlet borcu 1835'te faizle 260 milyona çıktı ancak ülke artık kredilerin geri ödemesini yapabiliyordu. İkinci olaraksa Danimarka artık sadece büyüyen nüfusunu beslemekle kalmıyor aynı zamanda fazlasını ihraç ediyordu. Danimarka tarım ağırlıklı bir devlet haline geldi.

20 yılda değişim

1950'ye gelindiğinde Danimarka çiftçilerin cenneti olmuştu. Çok sayıda küçük aile çiftliği büyük kooperatiflere katılmıştı. Ekonomisi tarıma dayalı tek gelişmiş ülkeydi ve nüfusun %45-50'sinin istihdamı çiftçilik ve çiftçilik ürünleri etrafındaydı. GSYİH'nın %65'i tarımdan geliyordu. Ancak ülke burada durmadı. Tekrardan değişmenin ve sanayi çağına katılmanın zamanıydı. 1972'ye gelindiğinde sadece 20 yılda artık nüfusun %4'ten azı tarımla ilgileniyordu. İnsanlar şehirlere taşınmış ve üretim fabrikaları ülkeyi baştan aşağı dönüştürmüştü.

İLGİLİ:  Danimarka: Tarihi, dini, dili, eğitimi, ekonomisi ve yönetimi

Ancak yeni durum uzun sürmedi. Dünyada petrol krizi baş gösterdi ve üretim düşük ücretli nüfusa sahip yeni Asya ülkelerine kayıyordu. Danimarka bunun üzerine hizmet tabanlı bir sektöre geçti. 1980'lerin ortalarına gelindiğinde tersaneler ve çelik fabrikaları kapanmıştı. Çağın yeni yüksek teknolojili toplumuna uyum sağlamak için yüz binlerce insan yeniden eğitildi.

Danimarka bugün hala böyledir. Danimarka zengindir çünkü zenginlik büyük oranda nüfusun tüm seviyelerine dağıtılmıştır. Sık sık yaşanan toplumsal karışıklıklar Danimarkalıların yenilikçi ve risk almaya istekli olması gerektiğini göstermişti. İyi devlet kurumları, iyi altyapı, halkı destekleyici istikrarlı yerel topluluklar Danimarka'nın servetinin önemli bir parçasıdır. Ülkenin konumu da bunun destekleyicisi oldu. Etrafınızda sizin gibi düşünen ve gayret eden ülkeler olması büyümenize ve zenginleşmenize artı olur: Tıpkı komşu İsveç, Almanya, Hollanda ve İngiltere gibi.

Yazar Burcu Kara

Genellikle modern tarih, yakın tarih ve popüler bilim üstüne içerikler üretiyor. Özel ilgi alanları arasında Kuzey Afrika ve Güney Amerika'nın sömürge tarihi ve Avrupa'daki eski monarşiler yer alıyor.