Kategoriler
Tarih

İnternetin icadı ve tarihi: ARPANET'ten günümüze

21. yüzyıl dünyası artık herkesin bir bilgisayar, tablet veya telefonla erişebileceği zengin bir ortam olan çevrimiçi alana doğru genişliyor. Peki bunu ilk gerçekleştiren ağlar nasıl yaratıldı? İlk ağlar, aynı binadaki, ardından aynı şehirdeki, ardından aynı ülkedeki makineleri birbirine bağladı. 1973'te ilk kez, bir veri ağı Atlantik Okyanusu'nu geçti. Birkaç yıl içinde mühendisler, farklı ağların birbirleriyle iletişim kurmasına izin veren yazılımlar tasarladılar ve böylece İnternet doğdu.

İnternetin kökleri

internet nasıl bulundu BESM-6 süper bilgisayar
BESM-6 süper bilgisayar, 1968-1987. (Science Museum Group Collection)

İnternetin kökleri 1950'lerin ABD'sine dayanır. Soğuk Savaş'ın zirvesinde Kuzey Amerika ile Sovyetler Birliği arasında büyük gerilimler vardı. Her iki süper güç de ölümcül nükleer silahlara sahipti ve insanlar uzun menzilli sürpriz saldırılardan korkarak yaşıyordu. Bu iklimde, hem ABD hem de SSCB, dünyanın en büyük ve en hızlı hesap makineleri olan rakip süper bilgisayarlar inşa ettiler.

1957'de Sovyet uydusu Sputnik 1'in fırlatılmasından sonra ABD, Sovyet nükleer saldırısından etkilenemeyecek bir iletişim sistemine olan ihtiyacı fark etti. İlk süper bilgisayarlar patlamaları simüle etmek, kodları kırmak ve gözetim verilerini birleştirmek için tasarlandı. Kullanımı zordu, diğer makinelere bağlı değildi, saldırıya açıktı ve yalnızca birkaç kişi tarafından erişilebilirdi.

Bu nedenle bilgisayarın işlem gücünün paylaşılabilmesi için her birini aynı ağa dahil etme fikri gündeme geldi. 1957'de IBM, havadan Sovyet saldırısına karşı savunmayı koordine etmek için tasarlanmış bir sistem olan Yarı Otomatik Yer Ortamı'nı (SAGE) oluşturmaya başladı.

İnternet nasıl geliştirildi?

İlk internet olan ARPA ağının Mart 1972'deki haritası.
İlk internet olan ARPA ağının Mart 1972'deki haritası. (UCLA Library Digital Collections, CC-BY-4.0.)

Bir bilgisayar ağı oluşturmaya yönelik ilk kayda geçen açıklama Ağustos 1962'de böyle bir ağın getireceği sosyal etkileşimlerden bahseden MIT'den J.C.R. Licklider'dan gelmiştir. Buna "Galaktik Ağ" adını verdi ve internet konseptinin ilk örneği oldu. Herkesin herhangi bir siteden verilere ve programlara hızlı bir şekilde erişebileceği, küresel olarak birbirine bağlı bir bilgisayar kümesini öngördü. Konsept özünde bugünün internetine çok benziyordu. Licklider, Ekim 1962'de başlayan ARPA 4'teki bilgisayar araştırma programının ilk başkanı oldu. ARPA'da iken, ARPA'daki halefleri olan Ivan Sutherland, Bob Taylor ve MIT araştırmacısı Lawrence G. Roberts'ı böyle bir ağ oluşturmanın önemine dair ikna etti.

İLGİLİ:  1986 Puma bilgisayarlı ayakkabısı tekrar satışta

Bilgisayar ağının geliştirilmesi üzerinde çalışan ve internetin doğuşunu sağlayan diğer isimler Paul Baran, Leonard Kleinrock, Donald Davies, Bob Kahn ve Vint Cerf olmuştur. 1964'te Baran, merkezi komuta noktası olmayan bir iletişim ağı fikrini önerdi. Bir nokta savaşta yok edilse bile kalan tüm noktalar yine birbirleriyle iletişim kurabilirdi. Bunu dağıtılmış ağ (distributed network) olarak adlandırdı. Daha sonra Lawrence Roberts sahneye çıktı ve ARPA'da bilgisayar ağlarının geliştirilmesinden sorumlu baş bilim adamıydı. Paul Baran’ın merkezi komuta noktası olmayan iletişim ağı fikrini benimsedi ve dağıtık bir ağ oluşturmak üzere çalışmaya başladı.

Lawrence Roberts ile birlikte dağıtık ağı oluşturmak için çalışan Amerikalı bilim adamı Leonard Kleinrock'un UCLA laboratuvarındaki ana bilgisayarı 1969'da ARPANET'e bağlanan ilk bilgisayar oldu. İngiliz bilim adamı Donald Davies bilgisayar ağında 'paket' terimini icat etti. Roberts ve Kleinrock ile aynı dönemde Middlesex'teki Ulusal Fizik Laboratuvarı'nda (NPL) benzer bir teknoloji geliştiriyordu. Orada Alan Turing liderliğindeki küçük bir ekipte çalıştı ve çalışmaları pilot ACE bilgisayarı ile sonuçlandı.

İnternetin bulunmasında kilit rol oynayan son isimlerden Bob Kahn ve Vint Cerf verilerin bir ağda nasıl hareket ettiğini belirleyen ve ARPANET'in bugün kullandığımız internete dönüşmesini sağlayan protokoller TCP ve IP'yi geliştiren Amerikalı bilgisayar bilimciler oldular. Cerf aynı zamanda "internet" kelimesini türetmesi ve yazılı kullanmasıyla tanınır.

İnternetin atası ARPANET nedir?

IBM 360/195 bilgisayarı 1971'de tanıtıldı ve IBM tarafından üretilen ana bilgisayar ailesinin bir parçasıydı. ARPANET'e bağlanan ilk bilgisayarlardan biriydi.
IBM 360/195 bilgisayarı 1971'de tanıtıldı ve IBM tarafından üretilen ana bilgisayar ailesinin bir parçasıydı. ARPANET'e bağlanan ilk bilgisayarlardan biriydi.

ABD devlet başkanı Dwight D. Eisenhower, 1958'de Gelişmiş Araştırma Projeleri Ajansı'nı (ARPA) kurarak ülkedeki en iyi bilim adamlarından bazılarını bir araya getirdi. Amaçları, Amerikan askeri teknolojisinin Rusya gibi düşmanların önünde olmasına yardımcı olmaktı. ARPA'nın projeleri arasında büyük ölçekli bir bilgisayar ağının fizibilitesini test etme görevi vardı.

İki bilgisayarı birbirine bağlayan ilk kişi olan Lawrence Roberts, bilim adamı Leonard Kleinrock ile birlikte çalışarak ARPA'da bilgisayar ağlarının geliştirilmesinden sorumlu oldu. İlk paket anahtarlama ağı 1969'da geliştirildiğinde Kleinrock bunu başka bir siteye mesaj göndermek için kullandı ve başarısı ile İnternet'in öncüsü olan ARPA Ağı veya ARPANET doğmuş oldu.

Bu ilk günlerde ARPANET birçok Amerikan üniversitesindeki akademik bölümleri birbirine bağlayan ve büyük ölçüde mühendisler ve bilgisayar bilimciler tarafından kullanılan bir araç olarak görülüyordu. Ancak ağ hızla genişledi ve 1973'e gelindiğinde, devlet daireleri, işletmeler ve üniversiteleri kapsayan ve Hawaii, Norveç ve Birleşik Krallık gibi yerleri birbirine bağlayan 30'dan fazla kurumu içerecek şekilde büyüdü.

İLGİLİ:  Mirabal Kardeşler bir diktatörü nasıl devirdi?

Bu ağ, veri paylaşmanın yanı sıra, bilim insanlarının e-posta yoluyla birbirleriyle iletişim kurmasını da kolaylaştırdı ve bu çaba özellikle en popüler özelliklerinden biri haline geldi. ARPANET'in ve diğer bilgisayar ağlarının geliştirilmesi bazı temel kavramlara bağlı olmuştur.

Paket anahtarlama nedir?

"Paket anahtarlama" (packet switching) verileri bölme ve gönderme yöntemidir. İnternet üzerinden veri taşımanın yoludur yani interneti mümkün kılan buluştur. Bir bilgisayar dosyası "paket" adı verilen binlerce küçük parçaya bölünür – her biri tipik olarak yaklaşık 1500 bayttır – ağa dağıtılır ve ardından hedefe ulaşınca tek bir dosya olarak yeniden birleştirilir.

Paket anahtarlama yöntemi çok güvenilirdir ve verilerin hasarlı ağlar üzerinden bile güvenli şekilde gönderilmesini sağlar; aynı zamanda bant genişliğini çok verimli şekilde kullanır ve telefon görüşmesinin aksine ayrı bir özel bağlantıya ihtiyaç duymaz.

Paket anahtarlama kimin fikriydi?

ABD'deki Rand Corporation'da çalışan Paul Baran, ABD ordusu için verileri birden çok düğüme sahip bir ağ üzerinden ileten bir iletişim sistemi üzerinde çalışıyordu. Ayrıca, verileri "mesaj blokları" olarak adlandırdığı daha küçük birimlere bölmeyi önerdi.

Birleşik Krallık Ulusal Fiziksel Laboratuvarı'ndaki (NPL) Gelişmiş Bilgisayar Teknikleri Projesi'nin yöneticisi Donald Davies bir gün bağımsız olarak işletmelerin ülke genelinde veri alışverişi yapmasını sağlayacak bir ağ önerdi.

Davies, "paket anahtarlama" terimini icat etti ve onu verileri daha küçük birimlere bölerek verimli şekilde iletmenin yolu olarak tanımladı. Her biri hedefe aktarılmak üzere mecbur rotalardan bağımsız olarak seyahat eder ve hedefe gelindiğinde birleştirilirdi. Her paketin üzerinde nereye gideceği bilgisi vardı. Böylece aynı hat üzerinden farklı adreslere veri taşınması mümkün oldu ve internet artık neredeyse hazırdı.

İnternet uzun mesafelere ulaşır

ARPA ağında kullanılan bir Arayüz Mesaj İşlemci paneli. UCLA Boelter 3420 laboratuvarında İnternet üzerinden gönderilen ilk mesajı iletmek için kullanıldı.
ARPA ağında kullanılan bir Arayüz Mesaj İşlemci paneli. UCLA Boelter 3420 laboratuvarında İnternet üzerinden gönderilen ilk mesajı iletmek için kullanıldı. (FastLizard4/Wikimedia Commons)

İlk mesaj Ekim 1969'da ARPANET üzerinden gönderildi: Paket anahtarlamalı bir bilgisayar ağının ilk kullanımıydı. Dört Amerikan üniversitesindeki bilgisayarlar, "Arayüz Mesaj İşlemcileri" veya "IMP'ler" olarak bilinen ayrı mini bilgisayarlar kullanılarak birbirine bağlandı. IMP'ler, paketler için ağ geçidi görevi gördü ve o zamandan bugüne "yönlendirici" (router) dediğimiz şeye dönüştüler.

İLGİLİ:  Milat kavramı (MÖ, MS) ne zaman ve nasıl kullanıldı?

Birleşik Krallık'taki Ulusal Fizik Laboratuvarı (NPL) 1971'de kendi paket anahtarlamalı ağını oluşturdu ve ona Yerel Alan Ağı / Local Area Network (LAN) dedi. Daha sonra 25 Temmuz 1973'te University College London'daki (UCL) bir bilgisayardan Kaliforniya'daki başka bir bilgisayara dijital bilgi paketleri gönderildi. ARPANET üzerindeki ilk transatlantik bağlantısı böylece kuruldu.

Ağ, kabloyla Londra'dan Norveç'e, ardından uydu bağlantısı aracılığıyla Virginia'daki Sismik Veri Analiz Merkezi'ne (SDAC) ve son olarak ABD ağı üzerinden Güney Kaliforniya Üniversitesi'ndeki Bilgi Bilimleri Enstitüsü'ne bağlandı. ARPANET ekibi başlangıçta NPL'yi ağdaki ilk Londra bağlantısı olarak ilan etti ancak Avrupa içindeki ilişkileri geliştirme bağlamında bir İngiliz hükümeti araştırma laboratuvarının ABD Savunma Bakanlığı ile doğrudan bağlantı kurması siyasi olarak kabul edilemez görüldü.

TCP/IP nedir?

TCP/IP sırasıyla İletim Kontrol Protokolü / İnternet Protokolü anlamına gelir. Terim, verilerin bir ağda nasıl hareket ettiğini yöneten protokolleri tanımlamak için kullanılır. ARPANET'in doğuşundan sonra, diğer kuruluşlar, ARPANET ile uyumlu olmayan kendi bilgisayar ağlarını oluşturmaya başladılar.

Bu yüzden verilerin işlenmesine yönelik üzerinde anlaşmaya varılmış kuralların bulunması gerekli oldu. Bu kurallar donanım ve yazılımları ne olursa olsun bilginin ağlar arasında ve ağa bağlı iki bilgisayar arasında geçişine izin veren evrensel bir dil meydana getirecekti.

1974'te iki Amerikalı bilgisayar bilimcisi, Bob Kahn ve Vint Cerf, veri paketlerinin dijital bir zarf veya "datagram" içinde gönderilmesini içeren yeni bir yöntem önerdi. Datagram üzerindeki adres herhangi bir bilgisayar tarafından okunabilirdi ancak yalnızca son ana makine zarfı açıp içindeki mesajı okuyabiliyordu.

Kahn ve Cerf bu yöntemi iletim kontrol protokolü (TCP) olarak adlandırdı ve böylece ağdaki bilgisayarların daima aynı dili konuşması mümkün oldu. IP, İnternet Protokolü anlamına gelir ve TCP ile birleştirildiğinde internet verisinin hedefini bulmasına yardımcı olur. IP, internete bağlı her cihaza benzersiz bir numara verilmesini sağlar. IP adresi denilen bu numara dünyadaki herhangi bir internet bağlantılı cihazın yerini saptamak için kullanılır. TCP/IP'nin piyasaya sürülmesinden sonra ARPANET hızla büyüyerek birbirine küresel olarak bağlı ağlar bütünü veya bugünkü adıyla "internet" haline geldi.