Kategoriler
Bilim

Demokritos MÖ 400'de atomu nasıl ön gördü?

Atom fikri MÖ 460 yıllarında doğmuş Antik Yunan filozofu Demokritos'a kadar uzanır. Demokritos buna "eidôla teorisi" dedi ve zihnimizin gerçeklik yanılsamasını nasıl yarattığını açıkladığını söyledi. Demokritos, yalnızca atomlardan oluşan ve fizik yasalarıyla kontrol edilen bir dünyanın özgür iradeye yer bırakmadığını savunan ilk deterministlerden biriydi. Peki Demokritos nasıl binlerce yıl önce atomun var olduğunu ön görebildi?

Demokritos'un atom görüşü

Artık uzun zamandır evrenin küçük ve algılanamayan nesnelerden oluştuğunu biliyoruz yani var olan her şeyin yapı taşı olan atomlar. Atom, bilim adamları ve elektron mikroskopları sayesinde keşfedilmiş olabilir ancak fikir aslında bundan çok daha eskiye gidiyor ve Antik Yunanlılara kadar uzanıyor. Bugünün hemen her bilim disiplini önce onlar tarafından geliştirildi. Pisagor matematik ve geometrinin temelini attı, Aristoteles biyoloji ve fiziği geliştirdi, Platon yönetişim hakkında düşündü, Herodot bir tarihçiydi ve Hipokrat doktorlara kendi adını taşıyan yeminini verdi. Ama en ustaca "ilklerden" biri Demokritos ya da Epikuros gibi atomcularla geldi.

2000 yıldan uzun bir zaman önce, güneşte ağarmış agoranın etrafında toga giysisiyle dolaşan birkaç sakallı adamın evrenin temel yapısını ortaya çıkarmak için felsefeyi kullandığını düşünmek gariptir.

"Atom" fikri Yunanistan'ın güneyindeki Mora'da bir süredir konuşuluyor olsa da, Demokritos onu tam olarak ifade eden ilk kişidir. Atomların var olması gerektiğini çünkü aksinin tamamen saçmalık olacağını savundu. Bir şeyi durmadan ikiye bölebilmenin veya kesmenin sonsuzluğa yol açacağını söyledi. Sonsuzluğa kadar küçüldükçe küçülür ve asla bir son noktası olmazdı. Demokritos bir şey temeli olmadan inşa edilemez dedi, tıpkı evren gibi ve hiçbir şey yoktan gelemezdi. Öyleyse, dünyada her şeyin oluştuğu temel bir birim olmalıydı ve Demokritos bunun için "atom" terimini icat etti. Bu kelime tam olarak kesilemez anlamına geliyor (20. yüzyıl bilim adamları atomu nasıl ayıracağını öğrenmiş olsa da).

İLGİLİ:  Ay'da yaşamak: Oksijen üretmek, ev yapmak ve üs kurmak

Şimdi Demokritos'un karşı karşıya kaldığı soru, bu temel, algılanamayan atomların hepimizin gördüğü, dokunduğu ve sevdiği nesneleri nasıl meydana getirdiğiydi. Çevremizdeki dünyaya baktığımızda onun sürekli değiştiğini, geliştiğini, öldüğünü ve büyüdüğünü görüyorduk. Dünya bir akış halinde. Demokritos, o halde her şeyi oluşturan atomların kendileri de hareket ediyor olmalıdır dedi. Durağan olamazlardı.

Demokritos, atomların çeşitli kombinasyonlarda bir araya geldiğini ve ardından "eidôla" denen bir şey yaydığını savundu. Bu bileşik atom damlacıkları, su dalgaları gibi eidôla'yı dışa doğru yayıyordu. Bir atomik radyasyon olan eidôla daha sonra öznel deneyimci olarak tarafımızca alınıyor ve onu fikirlere veya duyumlara çeviriyorduk.

Demokritos, atomların duyumlar olarak algıladığımız bir "eidôla" yaydığını düşünüyordu.
Demokritos, atomların duyumlar olarak algıladığımız bir "eidôla" yaydığını düşünüyordu.
(Görsel: Jonny Thomson)

Örneğin, bir grup atomun bir araya gelerek titreştiğini ve o özel eidôlayı yaydığını hayal edelim. Bu yayılım boşluktan (veya Demokritos'un dediği haliyle "hiçlik") gözümüze ulaşır. Gözlerimiz bu yayılımı işler ve "mavi", "yuvarlak" veya "büyük" olarak yorumlar.

İLGİLİ:  Neon ışıkları nasıl oluşur ve renklerinin yapısında neler vardır?

Demokritos'un atom görüşünün sonuçları

Demokritos'un atom teorisinin iki büyük sonucu vardı ve bunlar yine 2400 yıl önce yaşamış bir adama göre muhteşem düşüncelerdi.

Birincisi, bildiğimiz bu dünya aslında mevcut değildir. Dünya aslında algılanamaz atomlardır ve zihinlerimiz bu atomlardan "gerçeklik" yaratır ve her şey sadece kendimize oynadığımız bir yanılsamadır.

İkincisi, dünyada atomlardan oluşmayan hiçbir şey yoktur. Dışarıdaki ağaçtan, evcil kaplumbağaya, sevgi duygusu ve hatta eidôla'yı işleyen zihne kadar hepsi atomlardan meydana gelmektedir.

Bunun sonucu olarak Demokritos özgür iradenin ya da seçimin olamayacağını savundu ve ilk "deterministlerden" biri oldu. Hepimiz fizik kanunları arasında yalpalayıp duran bilyelerdik.

İLGİLİ:  Felsefe ve din alanındaki büyük düşünürler

Gülen filozof

Demokritos'un atomu açıklayışını ve evren görüşünü iç karartıcı bir şekilde bitirmek garip gelebilir ancak Demokritos aslında yaşadığı dönemde "gülen filozof" adıyla biliniyordu. Hiçbir şeyi ciddiye almamayı seçti. Gerçeklik, nihayetinde zihnin icat ettiği bir hikayeyse ve evren sadece fiziksel bir yasaysa, şeylerden etkilenmenin ne anlamı vardı? Bugün binlerce yıl sonra Demokritos'tan öğrenebileceğimiz çok şey var. Neden aldığımız o e-posta için kendimizi strese sokuyor veya hakkında yapabileceğimiz hiçbir şey yokken neden arkadaşınızın söylediği kırıcı bir sözü aklınıza takıyorsunuz? Eğer dünya bir illüzyonsa ve de sıkıcı bir senaryosu varsa, neden gülmeyelim?

Atomun ilk mimarı ve belki de fikir babası olan Demokritos elbette çok yanıldı ama ne kadar noktayı doğru bildiği hayranlık uyandırıcıdır. Gerçeğe yeterince uzun süre kafa yorarak, bilim adamlarının ancak 2300 yıl sonra kanıtlayacağı bir sonuca vardı. Demokritos bize içsel bakış gücünün parlak bir örneğini sunuyor.