Kategoriler
Tarih

Hedy Lamarr: Hollywood yıldızı bilim kadını mucit

Hedy Lamarr'ın bir aktris ve öncü bir mucit olarak yaşadığı ikili hayat üzerine bolca düşünmeye değer. 1930'larda ve 1940'larda beyaz perdedeki performansıyla tanınan Avusturya doğumlu Hedy Lamarr hayatı boyunca muhteşem yüzüne dair karmaşık duygulara sahip oldu. Eşsiz güzelliği onu iki ölümsüz çizgi film güzeli Pamuk Prenses ve Kedi Kadın'a ilham kaynağı yaptı ve 1940'larda plastik cerrahi hastaları yüzlerinin onun profilinde olmasını istedi. Sık sık dış görünüşün kendisi için önemsiz olduğunu iddia ederdi ancak hayatının ilerleyen dönemlerinde kendisi de estetik cerrahiye başvurdu. Güzelliğinin solduğunu görmeye dayanamadı.

Hedy Lamarr dahiyane bir mucitti

Ancak Hedy Lamarr çarpıcı koyu renkli bukleler, yarı saydam açık ten ve ışıltılı yeşil gözlerden daha fazlasıydı. Wi-Fi, Bluetooth, GPS, kablosuz telefonlar ve cep telefonları dahil günümüzün en yaygın teknolojilerinin çiçek açmasını sağlayan dahiyane bir mucitti. Buluşları, film yıldızı kişiliğinden ayrı çelişkiler ve zor gerçeklerle dolu karmaşık bir yaşamın parçasıydı.

Lamarr'ın icatlara ilgisi 5 yaşında bir müzik kutusunu söküp tekrar monte ettiğinde başladı ve merakından asla vazgeçmedi. Bir mucit olarak, eksantrik besteci George Antheil ile ortaklaşa çalıştı. İkili çoğunlukla kapalı kapılar ardında çalışıyordu ve Lamarr’ın hayalet yazar (başkası adına yazan) tarafından ele alınan otobiyografisi kendi icatlarından bahsetmediğinden işe yaklaşımına dair bilgiler eksiktir. Ancak mucit Carmelo "Nino" Amarena, 1997'de Lamarr ile konuştuğunu belirtir: Amarena, "Heyecanlı bir projede iki mühendis gibi konuştuk" der ve ekler "Asla bir film yıldızıyla değil mucitle konuştuğumu hissettim."

Lamarr, 2. Dünya Savaşı'nın ilk yıllarında, düşman gemilerinin torpido yönlendirme sinyalini karıştırmasını engellemek için cihaz icat etmeye çalışarak ilk büyük atılımını yaptı. Fikri neyin ortaya çıkardığını kimse bilmiyor ama Antheil, Lamarr'ın pratik bir model tasarladığını doğruladı. Telsiz yönlendirme vericisi ile torpidonun alıcısının aynı anda frekanstan frekansa geçiş yapmasının yolunu buldular, bu da düşmanın bir mesajı başka bir frekansa geçmeden önce bulmasını ve engellemesini imkansız hale getirdi. Bu yaklaşım "frekans atlama" olarak bilindi.

İLGİLİ:  Antik Çağ'ın en büyük sporcuları

Bununla birlikte, Lamarr ve Antheil eserlerini ABD Donanması'na sunduğunda, mühendisler çok hantal olduğunu söyleyerek reddettiler. Ancak 1950'lerin ortalarında hafif transistörlerin ortaya çıkmasıyla Deniz Kuvvetleri Lamarr'ın konseptini aldı ve denizaltıları tespit etmek üzere uçaktan suya bırakılacak sonobuoy'u (şamandıra) tasarlamak için kullandı.

Ordu şamandırayı tasarlaması için bir şirketi görevlendirdi ve bu şirket ve diğerleri yıllar içerisinde Lamarr'ın tasarımını daha büyük fikirlere giden bir sıçrama tahtası olarak kullandılar. Patentler 1959'a kadar teknik olarak Lamarr ve Antheil'e ait kalmıştı ancak ikili hiçbir zaman icatlarının kullanımından dolayı tazminat talep etmedi. 1962’deki Küba Füze Krizi'nde, Küba çevresindeki abluka hattında bulunan tüm ABD gemileri bu "frekans atlama" sistemi tarafından yönlendirilen torpidolarla donatıldılar.

Naziler, Hitler ve Mussolini…

Asimile edilmiş bir Yahudi ailenin çocuğu olarak Viyana'da dünyaya gelen Hedy Lamarr ileride soyunu inkar edecekti. Antheil’in anı yazısı olan Bad Boy of Music, Lamarr'ın Müttefikler için silah icat etme çabasını "Hollywood'da oturmaktan ve işler böyle bir durumdayken çok para kazanmaktan çekinmediği için başlattığını" yazar. Avusturyalı mühimmat üreticisi Fritz Mandl ile evliyken masasında yemek yediği Nazilere karşı hep aşağılayıcı tavır takındı. Kendisi sonraki yıllarda, Almanların ve diğer potansiyel müşterilerin evinde gizli silahlar hakkında konuştuklarından bahsetti.

Evine uğrayanlar arasında İtalyan Faşist lider Benito Mussolini de vardı. Daha sonra Adolf Hitler'in de evinde yemek yediğini iddia etti ancak hem kendisi hem de kocası Yahudi olduğu için biyografi yazarları tarafından kabul edilmeyen bir iddiadır.

İLGİLİ:  Newton'ın elma ağacı: Tarihi ve bugünü

Alt düzey Naziler bu yüzden onlarla halka açık bir yerde değil evde buluşmuştu. Kocasının yeni silahlar konusunda kendisine sık sık danıştığını ve bu konuşmaların silah yaratma konusundaki ilgisini artırmış olabileceğini belirtti. Bazıları "frekans atlama" fikrini Mandl'dan veya Nazi misafirlerinden çaldığını iddia etti ancak o bunu reddetti ve tasarımı zaten hiçbir Alman silahında kullanılmamıştı.

Lamarr, ABD vatandaşlığı almasına yıllar kaldığı bir dönemde 10 günde 16 şehre giderek ve 25 milyon dolarlık savaş bonosu satarak ülkenin savaş çabalarını destekledi. Askerlere 2.144 mektup gönderilmesiyle sonuçlanan bir MGM mektup yazma kampanyası başlattı ve Hollywood Canteen'de çıkarak orada görev dışı askerlere imza dağıttı.

Pek çok Amerikalı Lamarr’ın 6 evliliği olduğunu hatırlar ancak çok azı onun bir mucit zekasına sahip olduğunu bilir. "Frekans atlama" fikri yaygın şekilde uygulanana dek patentinin süresi dolmuştu ama çabalarının 20. yüzyılın sonlarında endüstri çapında genişlemeye başladığını görecek kadar uzun yaşadı. 1997 yılında Electronic Frontier Vakfı'nın Öncü Ödülü'ne layık görülerek çalışması takdir edildi.

Bluetooth, Wi-Fi, GPS ve dahası

Buluşlarının hiçbirinden para kazanmamış olmasına rağmen "frekans atlama" fikrinin tek başına 30 milyar dolar değerinde olduğu tahmin ediliyor. Frekans atlama sık sık kablosuz iletişim sistemlerinde kullanılır ve daha fazla kullanıcının daha az sinyal paraziti ile eşzamanlı olarak iletişim kurmasını sağlar. Birden fazla sinyal aynı frekansı kullanabilir ve sinyalden biri başarısız olursa veya engellenirse başka bir frekansa atlar.

Lamarr ve Antheil'in frekans atlamadaki çığır açan çalışmasından bu yana diğer birçok uygulama alanı ortaya çıktı (adı zamanla "yayılı spektrum teknolojisi" oldu). Değişken sinyali kullanan kablosuz iletişim araçları bunun en geniş örneğidir. Tıpkı Bluetooth, Wi-Fi ve GPS gibi.

Hedy Lamarr'ın hayatı

Lamarr oyunculuk kariyerine Avusturya'da Hedwig Kiesler adıyla genç yaşta başladı. İlk büyük filmi olan 1933 yapımı Ekstase çıplaklık içerdiği için uluslararası alanda skandal yarattı. O kadar ki ilk kocası Fritz Mandl filmin tüm kopyalarını alıp yok etmeye çalıştı. Mandl sık sık Lamarr'a sözlü tacizde bulundu ve yoğun kıskançlığı Lamrr'ın hayatını ve özgürlüğünü sınırladı. Çift 1937'de boşandı ve Lamarr aynı yıl yeni sahne adıyla MGM'de çalışmak üzere Hollywood'a taşındı.

İLGİLİ:  Hollywood'un Altın Çağı ve sinemanın yükselişi

1938 ile 1958 arasında düzinelerce Hollywood filmi çekti. Algiers (1938), Boomtown (1940) ve Samson ve Delilah (1949) en büyük filmleriydi. Hollywood'da yaşadığı dönemde akşamlarını yakınlık fitili ile donatılmış uçaksavar mermisi veya kola içeceği yapmak için suya atılabilen tablet gibi şeyler icat ettiği odasında çalışarak geçiriyordu. Ünlülerin yaşam tarzını küçümseyerek, “her kız çekici olabilir. Tek yapman gereken sabit durmak ve aptalca bakmaktır." dedi ve herkesi etkiledi. Ancak zamanla birlikte çalışması zor biri olarak bilindi ve iki adet filminin yapımcılığını kendi üstlendi.

Film çekerken stüdyonun verdiği “moral haplarına” (sinir sistemini uyaran enerji hapı) bağımlılık geliştirdi ve davranışları düzensizleşti. 1950'lerin sonlarında o ve beşinci kocası Howard Lee oğlu bir kazada yaralanınca boşandı. İlk duruşmaya film dublörü Sylvia Hollis'i göndererek yargıcı şaşırtacaktı. Hollywood kariyerinin zayıflamasıyla mütevazı ve münzevi bir hayat yaşamaya başladı. 1966'da ve 1991'de olmak üzere iki kez hırsızlıktan tutuklandı. Küçük mağaza hırsızlıklarıydı ve bilinen bir hastalıktı. İlk davada beraat etti; ikincisinde mahkum edildi ve bir yıl gözetim altında tutuldu.

Lamarr, Ocak 2000'de 85 yaşında öldü ancak sona yaklaşırken bile hala bir şeyler icat ediyordu: Bir floresan köpek tasması, süpersonik Concorde uçağı için modifikasyonlar ve yeni bir tür trafik lambası gibi. Ölümünden sonra konuşan oğlu Anthony Loder, "frekans atlama" konseptini miras bırakmasından daima memnun olduğunu söyledi: "İnsanlığın iyiliğine katkıda bulunan biri olarak hatırlanmak isterdi." dedi.