Kategoriler
Tarih

Pusulanın icadı: Tarihi ve gelişimi

Pusula nasıl icat edildi? Pusula yön bulma için kullanılmadan önce asırlar boyu toprak falı için kullanıldı. Pusulaya dair ilk kayıtlar bizi Han Hanedanlığı dönemine (MÖ 206 – MS 220) götürür. Bu dönemde "güneyi gösteren" isimli kireçtaşı veya manyetit cevherinden yapılmış kaşık şekilli bir pusula vardı. Alet, üzerinde I Ching'in sekiz trigramının (Bagua) olduğu döküm bronz levhaya konulurdu. "Gökyüzü levhası" veya kehanet tahtası adındaki levhada takımyıldızlara göre 24 yön ve Ekvator'u bölen takımyıldızlara göre 28 Ay konumu vardı. Büyük Ayı takımyıldızı sık sık merkez diskin içine çizilirdi. Kare kısım dünyayı, dairesel disk gökyüzünü simgeliyordu. Bunların üzerine takımyıldızlara dair azimut noktalar yazılıydı.

Pusulanın ilk kullanımı

Tarihteki ilk pusulanın modeli. Han Hanedanı (MÖ 206 - MS 220) zamanında yapıldı. Kepçe veya sinan güneyi gösterir.
Tarihteki ilk pusulanın modeli. Han Hanedanı (MÖ 206 – MS 220) zamanında yapıldı. Kepçe veya sinan güneyi gösterir. (CC BY-SA 3.0)

İlk pusula sayılabilecek bu aletin birincil kullanımı gömü ve bina gibi şeyler için en iyi yeri ve zamanı belirlemeye yarayan toprak falıydı. Atalara saygı göstermeye son derece önem veren Çin kültüründe alet 19. yüzyıla kadar önemini korudu. Günümüzde bile Feng Shui'ye ("Rüzgar-Su") ait bu kehanet yöntemini kullanan insanlar var ve işletmelere bina yapımı için en uygun rastlantısal zamanı ve rastlantısal yeri söylüyorlar. İlk Çin imparatoru Çin Şi Huang'ın tahta geçme haklı gerekçesini sarayda kullandığı pusula ile gösterdiğine dair hikaye vardır.

İLGİLİ:  Milat kavramı (MÖ, MS) ne zaman ve nasıl kullanıldı?

Pusulanın kuzeyi gösterdiği keşfedilir

Eski Çinli simyacılar MS 8. yüzyılda manyetit cevherinin daima manyetik kuzeyi işaret ettiğini fark ettiler. Kuzeyi ve güneyi gösteren ayrı cevherler olduğunu düşündüklerinden anlayışları tam değildi. Dahası manyetik etkinin ruhsal enerji olan çiden kaynaklandığını düşünmüşlerdi. T'ang hanedanlığı döneminde Çinli bilim adamları bir başka atılım yaptı. Demir iğneyi manyetitle ovup suda askıda bırakmanın mıknatıslamayı sağladığını bulmuşlardı. Ayrıca kızıl renk alacak kadar ısıtılan metal iğnenin soğutulduğunda ve kuzey-güney yönünde (dünyanın ekseni) tutulduğunda manyetik hale geleceğini gözlemlemişlerdi. Bu iğneli pusulalar daha sonra suda yüzdürülür (ıslak pusula), sivri uçlu çubuk üzerine yerleştirilir (kuru pusula) veya ipek ipe asılırdı.

Denizde kullanım için tasarlanmış 12. yüzyıla ait bir Çin pusulası.
Denizde kullanım için tasarlanmış 12. yüzyıla ait bir Çin pusulası.

11. yüzyılda pusulalar artık çok daha taşınabilirdi (ve daha küçük) ve gemi navigasyonu amacıyla kullanıma uygun hale gelmişti. Çin'in Sung hanedanlığı döneminde (MS 1000) birçok ticaret gemisi Suudi Arabistan'a kadar kaybolmadan yelken açabiliyordu. Düz levha tasarım, yerini kase tasarıma bıraktı ve gökyüzü levhası çizgileri kasenin etrafına basitçe çizildi. İç daire sekiz trigrama ve dış daire 24 yöne sahipti (azimut noktalarına göre).

İLGİLİ:  İlk resmi kadın programcı: Mary Coombs

Çinlilerin pusulayı icadı ilk kez 13. yüzyılda harita yapım tekniklerini ilerletti. Kaşifler pusulayı kullanarak keşfedilmemiş sulardan geçti ve ustalıkla ana limanlarına döndü. Pusula kullanımı dünya çapında baharat, altın, teknoloji ve bilgi ticaretini mümkün kıldı. Coğrafi Keşifleri ve Sanayi Devrimi'ni başlattı. Pusula ayrıca dünyanın küre modelini oluşturmayı da kolaylaştırdı.

Pusulanın gerçek kuzeyi göstermediği keşfedilir

Manyetik pusulayı pusula yapan Dünya'nın kendisinin kuzey ve güney uçlu devasa bir mıknatıs olmasıdır. Ancak Dünya'nın manyetik alanının yönü coğrafi kuzey-güney ekseniyle tam paralel değildir. Bu yüzden pusulanın bir miktar düzeltilmesi gerekir. 15. yüzyılda insanlar pusula iğnesinin tam kuzeyi yani Kuzey Kutbu'nu göstermediğini fark ettiler. Açı biraz sapmaktaydı. Avrupalılar bu manyetik kuzeyin gerçek kuzeyin batısına düştüğünü buldu ve bu bilgiyi denizcilikte dikkate almaya başladı.

Sapma Akdeniz gibi enlemlerde azken özellikle Atlantik'in kuzey enlemlerinde oldukça fazlaydı. 1492'de İspanya'dan Kuzey Amerika'ya ilk yolculuğunu yapan Kristof Kolomb bu gizemli durumu gözlemlemişti ancak onları kaçıracağından korkarak durumu tayfasından sakladı.

Kuzey Kutbu sabit değildir. Sürekli hareket halindedir ve son yüzyılda 1000 kilometre kadar Sibirya'ya kaymıştır. Pusula aynı zamanda çevresel faktörlerden de etkilenebilir. Örneğin, çok yüksek enlemlerde bir pusula kuzey yerine güneyi dahi gösterebilir.

İLGİLİ:  Otomatların tarihi: Robotların ilk örnekleri

Pusulanın yol açtığı bilimsel keşifler

Pusuladaki bu manyetik sapmadan ilham alan Edmund Halley (sonradan ülkenin Gökbilimcisi olarak adlandırılacak) 1698'den başlayarak İngiltere Kraliyet Cemiyeti ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'nın desteğiyle Dünya'nın manyetik değişimlerini ölçmek için Atlantik Okyanusu'nun kuzey ve güney bölgelerinde birkaç uzun sefere çıktı. Bu veriler İngiliz Donanması'na büyük avantaj sağladı. 1701'de Halley, manyetik kuzey ile gerçek kuzey arasındaki açının Atlantik Okyanusu'ndaki farklı noktalarda nasıl değiştiğini gösteren dünyanın ilk "eş açılı haritasını" çıkardı.

Manyetizma çalışması, elektrostatik bilimine zemin hazırladı. Pusula aynı zamanda bilimsel bir araç olarak da hizmet etti: Danimarkalı fizikçi Hans Christian Ørsted 1820'de bir pilden gelerek telin içinden akan elektrik akımının manyetik alan ürettiğini gözlemledi. Elektromanyetizma bilimindeki bu önemli keşif telgrafın yolunu açtı.

1831'de İngiliz bilim adamı Michael Faraday, bir iletkeni manyetik bir alanda hareket ettirmenin elektrik akımı ürettiğini ve elektrik enerjisi üretiminde ilerlemelere yol açtığını gösterdi. James Maxwell elektrik ve manyetik olaylarını alan denkleminde birleştirdi. Heinrich Hertz’in bir elektromanyetik radyasyon olan radyo dalgalarını keşfi, kablosuz telekomünikasyona zemin hazırladı. Tüm bu büyük keşifler ve icatlar zinciri bir denizci pusulası ile harekete geçirilmişti.