Kategoriler
Bilim & İnsan

İbni Heysem: İlk modern bilim insanı ve optiğin babası

Yaklaşık bin yıl önce günümüz Irak topraklarında doğan Hasan İbni Heysem (Batı'da "Alhacen" ve daha sonra "Alhazen" olarak bilindi) bilimde önemli yeri olan öncü bir bilim düşünürüdür. Ortaçağ'ın en üretken matematikçilerinden biri olarak katkıları görme, optik ve ışık üzerine oldu. Onun araştırma metodolojisi, özellikle teoriyi doğrulamak için deneyi kullanması, modern bilimsel yöntemi başlattı ve bu yüzden ilk modern bilim insanı kabul edilir. Yedi ciltlik Görme Kitabı (Kitab el-Menazır) ve onun Latince çevirisi (De Aspectibus) ile fikirleri Avrupa Rönesansı dahil tüm Avrupalı ​​akademisyenleri etkiledi. Bugün "Modern Optiğin Babası" ve birçoklarına göre bilim tarihinin çok önemli bir figürüdür.

İbni Heysem kimdir?

İbni Heysem, Müslüman uygarlığının altın çağında bilim, teknoloji ve tıpta birçok muazzam ilerlemenin görüldüğü yaratıcı bir dönemde doğdu. Bu dönemde İspanya'dan Çin'e yayılan bir bölgede yaşayan farklı inançlara ve kültüre sahip bu ilham verici insanlar eski uygarlıkların bilgilerini alarak dünya üzerinde büyük etkisi olan ancak çoğu zaman az takdir edilen keşifler yaptılar.

İbni Heysem’in çalışmaları kanıt ve delile olan vurgusuyla özellikle dikkati çeker. Şöyle söylediği bilinir:

Eğer bilim adamının amacı gerçeği öğrenmekse… o zaman kendisini okuduğu her şeyin düşmanı yapmalı.

Burada kastettiği, yazılanları körü körüne doğru kabul etmemek ve deney yaparak test etmenin gerekli olduğuydu.

İbni Heysem 965 yılında Basra'da doğdu ve yaklaşık 1040 yılında Kahire'de öldü. Işığın özelliklerini ve görme mekanizmasını/sürecini inceleyen ilk bilim insanlarından biriydi. Teorileri ve fikirlerinde deneysel kanıtlar aradı.

MS 2. yüzyılda yaşamış Pergamonlu Galen gibilerinin çalışmalarını değerlendirerek gözün mercek, retina ve kornea gibi çeşitli bölümlerine isimler verdi. Deneysel bilimde yeni standartlar belirledi ve büyük Görme Kitabı'nı 1027 civarında tamamladı.

Nil Nehri'nin Mısır'da neden olduğu tarımsal yıkıma çözüm olarak baraj yapımını düşünen Fatımi halifesi mühendislik bilgisi ile ünlü Heysem'i ülkesine davet etti. Saha araştırmasının ardından toprağın baraj yapımına uygun olmadığını söyleyerek projeyi imkansız bulan Heysem, halife tarafından 10 yıl ev hapsine mahkum edildi. Bu hapis sırasında en ünlü eserlerinden olan Kitab el-Menazır'ı yazdı. İngilizce'ye Optik Kitabı olarak çevrilse de aslında Görme Kitabı'dır ve geniş kapsamlıdır (halifenin ölümü (kaybolması) ile hapisten çıktı).

İLGİLİ:  James Hutton | Modern jeolojinin kuruluş hikayesi

İbni Heysem optik, matematik ve astronomide önemli ilerlemeler kaydetti. Optik üzerine yaptığı çalışmalarda teori ve hipotezlerini deneylerle test etmesi modern bilim adamlarının benimsediği yönteme benzer bir prosedürdü.

Klasik Yunan düşünürleri görmenin nasıl olduğuna dair farklı görüşler üretmişti ve çoğu yüzyıllarca dolaşımda kaldı. Bazıları gözlerden ışık çıktığını söylerken, diğerleri göze nesneyi temsil eden bir şeyin girdiğini düşünüyordu.

Heysem ise nesnelerden gelen ışık düz bir çizgide gözümüze ulaştığı için gördüğümüzü söyledi ve kanıtlamak için deney yaptı. Karanlık Oda'yı (Camera Obscura) geliştirdi ve odaya giren ışığı gözlemleyerek ışığın, görüntünün ve görmenin doğasını açıkladı.

İbni Heysem'in camera obscura atılımı son derece ünlüdür. "Karanlık Oda" anlamına gelen bu icadında dış çevredeki nesnelerin görüntüsünü optik bir alet ile odadaki ekrana yansıtıyordu. Fotoğraf ve kameranın icadına yol açan buluştur.

Kitapları ve dünyadaki ünü

Heysem ve Galileo.
Heysem ve Galileo.

Ölümünden sonra Heysem’in yazıları Latince'de Arapça'dan daha etkili oldu. Müslüman dünyası Heysem’in fikirlerine dayanan neredeyse hiçbir eser üretmedi.

Polonyalı gökbilimci Johannes Hevelius ise Heysem’in optiğe katkısını onurlandırdı. Bu illüstrasyon Hevelius'un ünlü Selenographia'sından. Hevelius çizimde Heysem'i Ay'ın yüzeyinin haritasını çıkaran Galileo'ya eşit koyuyor.

Eserlerinden bazılarının Latince tercümeleri onu “Alhazen” olarak tanıyan Roger Bacon (ilk Avrupalı bilim insanı, 13. yy), Rene Descartes ve Christian Huygens gibi önemli Ortaçağ ve Avrupalı ​​Rönesans düşünürlerini etkiledi. Ay'daki Alhazen krateri ve asteroid "59239 Alhazen" onun adını taşıyor.

Yazdığı 96 kitaptan sadece 55'i bulundu. Işık konusuyla ilgili olanlar şunlardı: Ay Işığı, Yıldızların Işığı, Gökkuşağı ve Hale, Küresel Dev Aynalar, Parabolik Dev Aynalar, Dev Küre, Tutulmanın Şekli, Gölgelerin Oluşumu, Işık Üzerine Söylem ve başyapıtı Görme Kitabı.

Görme Kitabı'nın Latince çevirisi Ortaçağ, Rönesans ve Aydınlanma'daki birçok bilim insanı üzerinde önemli etkiye sahip oldu. Örneğin, Perspectiva isimli optik kitabı 1275 civarında Erazmus Witelo tarafından yazılmıştır. Ancak insanlar onun Heysem'in Görme Kitabı'nı kopyaladığını fark edince ona "Alhazen'in Maymunu" lakabını taktılar.

İbni Heysem, matematik, astronomi, optik ve diğer fizik bilimlerinde yüzyıllardır devam eden yoğun bir çabanın ardından doğdu. Aristoteles, Öklid, Batlamyus, Kindi, Beni Musa, Sabit bin Kurre, İbrahim ibn Sinan, Kuhi ve Ibn Sahl gibi büyük öncülerden sonra gelmesine rağmen çalışmaları onlara kıyasla ayırt ediciydi.

İLGİLİ:  İnsanlar neden ve nasıl hapşırır?

İbni Heysem’in dramatik hayat hikayesi

İbni Heysem’in hayatı ve keşiflerinin hikayesi olağanüstüdür. Bununla birlikte en parlak atılımını hayatının en karanlık döneminde yaptı. Müslüman uygarlığında okulların ve kütüphanelerin geliştiği bir dönemde büyümüştü. Öğrenciler, hukuk, edebiyat, tıp, matematik, coğrafya, tarih ve sanat dahil olmak üzere çeşitli konuları öğretebilecek yüksek eğitimli akademisyenlere erişime sahipti. Tartışmalar ve söylemler popülerdi. Akademisyenler yeni çevrilmiş eski el yazmalarındaki fikirleri tartışmaktan zevk alıyordu.

İbni Heysem’in ilmî ünü Basra’nın çok ötesine yayıldı.

"Bana şans verilseydi Nil selini düzenlemek için bir çözüm uygulardım" dediği biliniyordu. Bu iddiası, Mısır'daki Fatımi halifesi Hakim'e ulaştı ve kendisini Kahire'ye davet etti. Yeteneklerinden emin olan İbni Heysem, baraj ve rezervuar inşa ederek büyük Nil Nehri'ni ehlileştireceğini söyledi. Ancak nehir kıyısındaki muhteşem antik Mısır kalıntılarını görünce düşüncesini yeniden gözden geçirdi:

Bu kadar büyük bir proje yapılabilseydi bize böylesine mimari kalıntılar bırakan geçmişin parlak inşaatçıları tarafından yapılmış olurdu diye düşündü. Halifeye çözümünün mümkün olmadığını bildirmek için Kahire'ye döndü.

Halifenin başarısızlığı affetmediğini ve onu hayal kırıklığına uğratırsa hayatının risk altında olacağını bilen İbni Heysem, halifenin gazabından kaçınmak için deli numarası yaptı. İslam hukukunda delilerin insanı başarısızlıktan sorumlu tutulmadığını biliyordu. Halifenin aşırı uçlu görüşlerine rağmen hareketleri İslam hukukuna uygundu. İbni Heysem'i idam etmek veya Kahire'den sürgün etmek yerine halife onu ev hapsine almaya karar verdi. Onun ve başkalarının güvenliğini sağlamak için kanunen gerekli görüldü. Böyle bir deha alışık olduğu canlı söylem ve tartışmalardan uzak bir hayata mahkum bırakılmıştı.

Karanlık Oda'yı keşfi

Ne var ki, yılmayan İbni Heysem kendisini tarihe yazdıran keşfini işte bu dönemde yapmıştır. Söylenceye göre, bir gün küçük bir iğne deliğinden karanlık odaya giren ışığın dış çevrenin görüntüsünü karşı duvara yansıttığını gördü. İbni Heysem, Güneş'in aydınlattığı nesnelerin görüntülerini gördüğünü fark etti. Birkaç deneyi tekrarlayarak, ışık ışınlarının düz çizgi halinde yol aldığını ve bu ışınlar gözümüze ulaştığında görmenin gerçekleştiği sonucuna vardı. İbni Heysem bu keşfini Karanlık Oda (Latince Camera Obscura) içinde yaptığı deneylerle doğruladı.

İbni Heysem bilimi nasıl etkiledi?

Peki bu etki sonraki nesillere nasıl ışık tuttu? 12. yüzyılın başlarında, İspanya'daki Toledo, Arapça kitapların Latince'ye çevrildiği büyük bir çabanın odak noktasıydı. Hıristiyan, Yahudi ve Müslüman alimler şehre akın etti, burada yan yana yaşadı ve antik bilgileri Latince'ye ve ardından diğer Avrupa dillerine çevirmek için birlikte çalıştılar. İbni Heysem’in Görme Kitabı ve diğer bazı bilimsel çalışmaları Latince’ye çevrilerek Roger Bacon, Johannes Kepler ve hatta Leonardo da Vinci gibi Avrupalı ​​bilim adamlarının kullanımına sunuldu.

İLGİLİ:  Dünya'nın büyüklüğü: Çapı, çevresi, ağırlığı, hacmi ve uç noktaları

İbni Heysem’in optik ve görüş alanındaki keşifleri, yüzyıllardır süren yanlış anlamaları alt üst etti. Deneylerinde, küçük bir delikten gelen ışığın düz çizgiler halinde ilerlediğini ve karşı duvara görüntü yansıttığını gözlemledi.

Ancak göze giren ışığın görmenin sadece ilk adımı olduğunu anlamıştı. Gözün ve optik yolların ayrıntılı bir tanımını yapan Yunan hekim Galen'in çalışmalarının üstüne inşa etti. Bugün sinir sisteminin bilinen en eski çizimi, gözlerin ve optik sinirlerin resmedildiği Heysem'in Görme Kitabı'ndan geliyor.

İbni Heysem, yalnızca gözün yüzeyine çarpan ışık ışınlarının dünyanın temsilini oluşturacağını ileri sürdü. On altıncı yüzyılda bunu düzelten kişi Kepler oldu. Görülen şeyin göze çarpan hem dikey hem de açısal ışınlardan geldiğini öne sürdü. Böylece retinada ters bir görüntü oluşuyordu.

İbni Heysem’in diğer görüşleri arasında görsel karşıtlığın kritik rolüne ilişkin düşüncesi vardı. Örneğin, bir nesnenin renginin çevrenin rengine bağlı olduğunu ve parlaklık seviyesindeki kontrastın neden yıldızları gündüz göremediğimizi açıkladığını söyledi.

Duyuların hataya meyilli olduğunu fark etmişti ve algılanan doğal olayların gerçekliğini ortaya koymak için doğrulama, test etme ve deneyleme yöntemlerini geliştirdi. Bu amaçla mercekleri inceleyerek kanıt aradı ve farklı aynalarla deney yaptı: Düz, küresel, parabolik, silindirik, içbükey ve dışbükey. Sonuçları ise netti:

Su ve cam gibi kalın malzemelerden gördüğümüz nesneler ışığın kırılması nedeniyle gerçek boyutlarından daha büyüktür.

Heysem'in binlerce yıl çözülemeyen soruları

Heysem'in ortaya attığı bazı sorular 1000 yıl boyunca çözümsüz kalmıştır. Geometrik bir çözümü olan bir tanesine "Alhazen'in sorunu" deniyordu: "Bir ışık kaynağı ve küresel bir ayna verildiğinde, ışığın gözlemcinin gözüne yansıdığı aynadaki noktayı bulun" dedi. İbni Heysem bu sorunu geometrik olarak çözdü ancak nihayet 1997'de Oxford matematikçisi Peter M. Neumann cebirsel çözümü bulan kişi oldu.

Yine de bazı gizemler hala varlığını sürdürür. İbni Heysem Ay'ın ufka yakın noktada alçaktayken yukarıda olduğundan büyük görünmesinin optik yanılsama olduğunu söylemiştir ve bunun neden olduğu hala bilinmiyor.

Yazar Burcu Kara

Genellikle modern tarih, yakın tarih ve popüler bilim üstüne içerikler üretiyor. Özel ilgi alanları arasında Kuzey Afrika ve Güney Amerika'nın sömürge tarihi ve Avrupa'daki eski monarşiler yer alıyor.