Renklerin Tarihsel Hikayesi: İmparatorluk Moru'ndan Şarap Koyusu'na

Modern yaşamda renklerin neredeyse hepsine alıştık ve doğa içinde olmadıkça pek etkilenmiyoruz. Fakat antik dönemlerde renkler kritik bir öneme ve nadirliğe sahipti.

Renklerin tarihi: Zamanın başlangıcından günümüze
Kayaya işlenmiş duvar resmi, yakl. MÖ 5000-2000.

Antik insanlar 40.000 yıl önce (ve son bulgulara göre 307.000 yıl önce) toprak, hayvan yağı, yanmış kömür ve tebeşir karışımı ile ilk renk pigmentlerini elde ettiler ve aşıboyası gibi bu ilk renklerle kırmızı, sarı, kahverengi, siyah ve beyaza ulaştılar. O zamandan beri gerek keşif gerekse bilimsel ilerleme yoluyla giderek daha fazla renk icat edildi. Tüm renkler tarihte aynı anda ortaya çıkmamıştır ve çoğu toplum için farklı kaynaklardan doğdular. Bugün aşina olduğumuz renkler etkileyici geçmişlere sahip.

Mor

Renklerin tarihi: Zamanın başlangıcından günümüze
6. yüzyılda imparatorun giydirilmesi. Sanatçı Timothy Dawson.

Tarih öncesi insanlar mor pigmenti bitkilerden keşfetmiş olabilir ancak mor, mavi gibi doğada nadir bulunduğundan kralların ve sarayların rengi oldu. Moru üretmek için kullanılan boyanın maliyeti muazzamdı. Kumaş tüccarları mor pigmentini yalnızca Akdeniz'de günümüz Lübnan'ında bir Fenike ticaret kenti olan (bkz: Lübnan'ın tarihi) Sur yakınlarındaki küçük bir yumuşakçadan elde ettiler ve ona "Tiran moru" dediler. Yalnızca 1 gram Tiran moru oluşturmak için 9.000'den fazla yumuşakça gerekiyordu ve bu yüzden mora boyanmış kumaşları yalnız zengin hükümdarlar satın alıp giydi. Roma, Mısır ve İran'da imparatorluğun rengi mordu.

Bu durumun bir başka sonucu da morun maneviyatı ve kutsallığı temsil etmesi oldu. Çünkü bu rengi giyen imparatorlar, krallar ve kraliçeler tanrıların soyundan kabul edilirdi.

Kırmızı

Lascaux mağarası
17.000 yıl öncesine tarihlenen Lascaux mağarasında bir duvar sanatı.

Tarih öncesi insanların kullandığı bilinen ilk renk kırmızı veya Türkçe kızıldır. Demir açısından zengin toprakta bulunan ve tarih öncesi mağara resimlerinde sanatsal malzeme olan kırmızı aşıboyası hala kullanımda olan en eski pigmentlerden biri.

Binlerce yıl sonra, 16. ve 17. yüzyıllarda en popüler kırmızı pigment yalnızca Meksika'daki dikenli armut kaktüsünde bulunan bir kırmız böceğinden geldi (koşinil veya Dactylopius coccus). Bu beyaz böcekler öyle güçlü bir kırmızı üretiyordu ki boya sanatçılar ve diğer insanlar tarafından yüksek talep görerek altın ve gümüşten sonra "Yeni Dünya"nın üçüncü en büyük ithalatı oldu.

Bazı ünlü rönesans sanatçıları, aşıboyası gibi diğer kırmızıların üzerini koşinil ile kaplayıp rengin yoğunluğunu artırdığı gizli bir yönteme sahipti. Diğer kırmızı pigmentlere göre toksik olmadığından kırmız böceği bugün de kozmetikte kullanılıyor.

Siyah

Siyah veya Türkçe adıyla kara insanların neolitik (MÖ 10.000-3.000) mağara resimlerinde kullandığı ana renklerden biridir. Antik Mısır ve Yunanistan'da yeraltı dünyasının rengi olarak kullanılırken Roma İmparatorluğu'nda yasın rengi oldu ve yüzyıllar içinde ölüm, kötülük, cadılar ve büyü ile ilişkilendirildi.

En az 1 milyon yıl önce ateşin bulunmasıyla birlikte siyah teoride insanlığın keşfettiği ilk renk olabilir: Siyahın kimyasal element olan karbondan üretildiği biliniyor ve bu karbon ilk kez kemik gibi yanarak kömürleşmiş nesnelerden geldi. En iyi siyah renk kömürleşmiş fildişiydi. Ağaçların yeni sürgünlerinden elde edilen odun kömürü daha sonra boya pigmenti olarak kullanılmak için toz yapıldı. Şeftali çekirdeği ve badem kabukları da kaliteli siyah toz verdi.

Mavi

Lapis lazuli taşıyan bir işçi.
Lapis lazuli taşıyan bir işçi.

Gökyüzü ve denizler nedeniyle mavinin insanlık tarihinin en bilinen rengi olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak mavi, doğada oldukça nadirdir ve toplumlar gökyüzü için çoğu zaman "açık" ve "koyu" demeyi yeterli buldular. Renklerin adları olması geçmişte insanlar için bugünkü kadar önemli değildi. Homeros MÖ 8. ve 9. yüzyıla ait İlyada ve Odesa yapıtlarında deniz için yalnızca "şarap koyusu" dedi çünkü Antik Yunan'da mavi için bir sözcük yoktu.

Görünüşe göre insanlar maviyi yalnızca beyaz veya siyahın açık ya da koyu bir tonu olarak algıladılar. Bununla birlikte kaynağı MÖ 7.000'e dek uzanan ve Afganistan'daki madenlerden çıkarılan lapis lazuli Antik Mısır'da kullanılmıştır. Hatta Mısırlılar MÖ 2.200'de "sahte lapis lazuli" dedikleri ve bugün Mısır mavisi adı verilen bir renk ürettiler. Kireçtaşını kumla ve bakır içeren madenlerle karıştırıp 900 dereceye dek ısıttılar ve tarihteki ilk sentetik maviyi elde ettiler.

Orta Çağ'dan (5. yy-15. yy) başlayarak lapis lazuli mavisinin fiyatı altınla yarıştı. Bu mavi Mısır mumyalarında, İran Kuran'larında ve Vermeer'in İnci Küpeli Kız'ındaki (1665) başlıkta görülür. 1950'lerde Yves Klein ultramarin mavi denilen bir başka popüler mavi rengin sentetik sürümünü icat edince Fransız sanatçı rengi yoğun biçimde kullanarak dikkat çekici tablolar üretti.

Beyaz

Gesso boyasıyla Aafenmut adında bir adamın dikilitaşı. MÖ 924–889.
Gesso boyasıyla Aafenmut adında bir adamın dikilitaşı. MÖ 924–889. (Görsel: Metropolitan Art Museum)

Beyaz sanatta kullanılan ilk renklerden biri. Tarih öncesi çağlarda beyaz rengin ilk kaynakları kireç tozu ve gesso'ydu (tebeşir, alçıtaşı). Fransa'daki Lascaux Mağarası'nda Paleolitik sanatçılar tarafından çizilmiş 18.000 ila 17.000 yıl önceye ait boğa ve diğer hayvan resimlerinde beyaz boya görülür. Antik Yunanistan beyazı beyaz kurşundan elde etti ve bu maden Yunanistan sanatına en önemli katkıyı yaptı. Beyazın Antik Mısır'da saflığın, kutsallığın, temizliğin ve sadeliğin rengi olarak görüldüğü biliniyor. Aletler, kutsal nesneler ve hatta din adamı sandaletleri bu nedenle beyazdı. Kutsal hayvanlar da beyaz tasvir edildi. Çoğunlukla boyanmamış ketenden yapılan giysiler genellikle beyazdı.

Sarı

Sarı aşıboyası, tarih öncesi insanlar tarafından ayrıntılı mağara sanatlarında kullanılan ilk renklerden biridir. Bu çizimlerden bazıları 17.000 yıl öncesine dayanıyor ve sarı dahil birkaç farklı tarih öncesi pigmente sahipler. Antik Mısırlılar sarıyı altınla ilişkilendirdiğinden sanatta yoğun kullandı. Altını yok edilemez gördüklerinden sarıyı sonsuzluğun temsili kabul ettiler. Yeşil ve mavi gibi sarıyı da sentetik biçimde kurşun antimonitten ürettiler.

Arkeologlar Pompeii'nin kalıntılarını keşfettiğinde evlerde ve iş yerlerinde gösterişli duvar resimlerine rastlamışlardır. Sarı, bu duvar resimleri arasında yaygın bir renkti ve 79'daki volkanik patlamadan sonra bile mükemmel biçimde korundular. 18. yüzyılda sentetik pigmentlerdeki ve boyalardaki ilerleme ile sarı tonları genişledi.

Yeşil

Yeşilin tarihin başlangıcından beri kullanıldığına şüphe olmamasına rağmen antik mağara resimlerinde yeşile rastlanmaz. Teoriye göre bir nedeni mağaradaki doğal ışığın veya kullanılan meşalenin yeşili görmeyi zorlaştırmasıydı.

Mavi renkte olduğu gibi Antik Mısırlılar yeşil pigmentini de üretebiliyordu. Bunu doğada yaygın bulunan bakır minerali malakitten elde ettiler. Malakiti kullanarak mezar duvarlarını boyadılar ancak hem pahalıydı hem de kolayca siyaha dönüyordu. Antik Romalılar bu siyahlaşmayı engellemek için bakır levhaları şaraba batırdılar ve verdigris'i oluşturdular. Bakırın aşınmasıyla ortaya çıkan bir yeşil pigmentiydi.

Bakır pası, orpiment gibi sarı pigmentli sülfürle etkileşime girdiğinde siyah olur. Orta Çağ sanatçıları bunu engellemek için bakır pasının üstüne özel bir cila sürdü. Antik Yunanlılar da yeşil pigmentini bakır pasından elde etti (bakır paslandığında yeşile döner, örn. Özgürlük Heykeli).

Turuncu

Antik Batı uygarlıklarının kaynaklarında turuncunun hiçbir zaman ana renk kabul edilmediği görülür. Tona bağlı olarak bu renk ya kızıl ya da sarı olarak algılanıyordu. Bu nedenle turuncunun güçlü bir sembolik anlamı yoktu. Antik Mezopotamya'da "sāmu" hem kırmızı hem turuncuydu. Ancak aslında turuncunun varlığından haberdarlardı çünkü özellikle turuncu renk üretmek için yakut kükürt denilen realgar mineralini kullandılar. Antik Mısırlılar da realgar'ı kullandı (19. yüzyıla dek tek gerçek turuncu pigmentin realgar olduğu düşünülmüştür). Ancak yine de onu kırmızının bir tonu olarak gördüler.

Antik Roma ise turuncu rengi orpiment adlı sülfür mineralini kullanarak üretti. Ancak realgar'a kıyasla daha çok kırmızıya yakındı ve dahası madenlerden çıkarması zehirli olduğundan çok tehlikeliydi.

Turuncu modern zamanlarda daha fazla anlam kazanmıştır. Uzay giysileri ve güvenlik ekipmanlarında (trafik konisi, acil durum botu vb.) özellikle turuncu kullanılır. Nedeni turuncunun mavi renkle en güçlü biçimde tezat oluşturması ve berrak gökyüzünde kolayca görünmesidir.