Şeytan: Tarihi kökeni ve dinlerde ortaya çıkışı

şeytan

İblis olarak da adlandırılan Şeytan, kötülüğün kişileştirilmesidir ve tüm iyi insanların düşmanıdır. İyiliğin ve kötülüğün çatışması en eski dinlerden 4000 yıllık Zerdüştlükte görülür. Türkler şeytan için Erlik dedi. "Şeytan" sözcüğü Arapçadan geliyor ve İbraniceye ait. İslam öncesi Araplar, sözcüğü kötü ruhları ifade etmek için kullandı. Dünyadaki her kültürde şeytanın yeri vardır. Tıpkı Lucifer (Latin kültürü) ve Mephisto (Alman kültürü) gibi. Boynuzlar ve toynaklı ayaklar şeytanın fiziksel açıklamaları olsa da Orta Çağ Avrupası'na dayanır. Bu kötü niyetli varlık ve onun iblisleri, bugün de iyi olan şeylerin antitezi olarak insanlara korku yayıyor.

Şeytanın tarihi kökeni

Birçok antik dinde iyinin ve kötünün çatışmasını anlatan metinler mevcuttur. Örneğin, en eski dinlerden olan ve ilk tek tanrılı din kabul edilen Zerdüştlükte baş tanrı Ormazd, kaosun ve yıkıcı ruhun simgesi olarak Ahriman ve iyiliğin simgesi olarak onun ikiz kardeşi Spenta Mainyu'yu yaratır. Antik dünyada iyi ile kötünün ayrımı netti ve kötülük iyilikten gelemezdi. Bu yüzden kötülüklerden sorumlu bir ilahi gücün olduğu varsayıldı.

Bu varlık Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'a şaşırtıcı biçimde geç gelmiştir. Tamamen kötü bir varlık olarak şeytan Yahudi İncili'nde bulunmaz. Şeytan fikri özellikle Pers Ahameniş İmparatorluğu'ndan (zirve dönemi MÖ 550'den başlayarak) gelişti ve o sırada Pers yönetimi altında yaşayan Yahudiler tarafından benimsendi.

Bu ad, İbranice "haSatan"dan gelir. "Ha" tanım edatıdır ("the" gibi) ve "Satan" ise karşıt veya düşman anlamına gelir. Aynı dönemde başlayan Yahudilik diniyle birlikte şeytan adının nihai işlevi Tanrı'nın işlerine muhalif kimse oldu. Yunanca "diabolos" suçlayan, iftiracı demektir. Şeytan kavramı zaman içinde ve aşamalar halinde gelişti.

Kötülüğün varlığı problemi

Kötülük her zaman vardı. İnsanlar doğal afetler (deprem, sel), yağma ve tecavüzün olduğu savaşlar, hastalıklar, vebalar ve bebek ölümleri, cinayet ve hırsızlık gibi insan kötülükleri ve tabii ki ölümü yaşadı. Bu yüzden antik dini sistemlerde kötülüğün varlığının açıklanması ve rasyonelleştirilmesi şarttı.

Yaratılış mitlerinde diğer tanrılar dahil doğa ve diğer her şeyi kontrol eden yüksek bir tanrıdan bahsedilir. Bu sıfatla hem iyilikten hem de kötülükten sorumlu olurlar. Bu işlevi tanımlayan terim Mutlak Kudret olur (her şeye gücü yeten). Birçok din kitabında tanrı hem refahı hem de ızdırabı kontrol ettiğini açıklar.

İnsanlar kendi deneyimlerini tanrılara yakıştırdılar. Yerde nasılsa gökte de öyle. Kralların soylular ve danışmanlardan oluşan maiyetleri vardı. Bunun gibi, gökte de daha yüksek ve daha düşük yetkililer vardı. Daha yüksek olanlara ilk kez Yahudilikte melek denildi. Alt ilahi varlıklar olan cinler ise (Yunanca daemon) başta tarafsızdı ancak zamanla kötülüğe yakıştırıldı.

Yahudiliğe dek, özellikle Yunan mitolojisinde Zeus gibi tanrılar insan kadınlarla eşleşir. Ancak Yahudilikten başlayarak bu davranış kenara bırakıldı. Çünkü insan bir günah sonucu ölümlü kılınıp yeryüzüne gönderilmiş cezalı bir varlıktı. Ayrıca putperestliği teşvik etmiş olunurdu.

Pers yönetimi ve Zerdüştlük

Kudüs, Yeni Babil İmparatorluğu (MÖ 587) tarafından fethedilip yıkılınca bazı Yahudiler esir olarak Babil'e alındılar. Büyük Kiros veya II. Kiros MÖ 550'de Babillileri fethetti ve Pers İmparatorluğu'nu kurdu. Pers devletinin kültü, peygamber Zerdüşt'ün kurduğu Zerdüştlüktü. Kötü, iyinin tam zıttı olarak görülüyordu. Saf, iyilik varlığı olan Ahura Mazda ("Bilge Lord") her şeyin kaynağıydı ve diğer uçta ise druj, kaos vardı. Druj, Angra Mainyu ("yanlış", "aldatma") olarak kişileştirildi ve Ahriman da denildi. Gökler, yer ve tüm insanlar bu iki ucun içinde oldu.

Kiros MÖ 539'da Yahudilerin Kudüs'e dönmelerine izin verdi ve bazılarıysa kaldı. Kudüs'e dönenler antik Pers dininin birçok unsurunu yanlarında götürdüler ve kaosun kişileştirilmesini öğrendikleri ha-Satan fikriyle birleştirdiler. Artık adı yalnız Şeytan oldu ya da Yunanca'da diabolos yani İblis ve Yahudiler tüm kötülükleri Tanrı yerine Şeytan'a atfetmeye başladılar.

Sami dinlerde şeytan

Şeytan birçok dinde mevcut olmasına ve bazılarında mitolojik tanrı halini almasına rağmen popüler kültürde en çok Sami dinlerdeki rolüyle bilinir. Bu dini kitaplarda iblis, tanrının ve tanrının halkının düşmanıdır. Hıristiyanlıkta Havva'yı ve Adem'i kandırarak yasak meyve yemelerini sağlar. Hikayenin devamında Havva, Şeytan tarafından kandırılır ve Adem ile birlikte Cennet Bahçesi'nden sürgün edilerek ölümlü kılınır. İslam ve Yahudilikte yasak meyveden bahsedilmez.

Diğer dinlerde şeytan

Diğer dinlerde ve kültürlerin çoğunda dünyayı dolaşan ve iyi güçlere karşı savaşarak yıkıma yol açan bir varlık bulunur. Budizm'de Maara, Buda'yı aydınlanma yolundan uzaklaştıran şeytandır. Hıristiyanlıkta İsa'nın Şeytan'a direnmesi gibi, Buda da günaha karşı direnir ve Maara'yı yener. Hemen hemen her dine mensup insanda, hatta dine inanmayanlarda bile şeytan düşüncesi hemen her zaman korku, ceza, olumsuzluk ve ahlaksızlık ile eş anlamlıdır.

Şeytan ve cehennem

Şeytanın belki de en yaygın özelliklerinden biri o ve takipçileri için hazırlanmış sonsuz ateş yeri olan Cehennem'dir. Sözcük Arapçaya İbranice hinnōm'dan gelir. Türkler Tamag der. İngilizce "Hell" sözcüğü Hint-Avrupa kökenlidir ve "saklanmak, gizlenmek" demektir. Kuran'a benzer biçimde İncil'de şeytanın cehennemde hüküm süreceği söylenmez, yalnızca oraya sürgün edileceği söylenir.

Şeytan ve cadılar

16. ve 17. yüzyıllarda Avrupa'da ve Kuzey Amerika'daki New England'da baş gösteren büyücülük korkusu ile cadı avının özünde kısmen şeytan korkusu vardı. Protestanlar ve Katolikler birçok insanı büyücülük yapmak ve şeytanla anlaşmakla suçlayıp öldürdüler.

New England'ın ilk kolonilerinden Püritenler şeytandan çokça korkardı. Kendisine sadık olan cadılara güç verdiğine inandılar. Bu korku Massachusetts, Salem'de yaşanan utanç verici Salem Cadı Mahkemeleri'ne yol açmıştır.

Püritenlerin yabancılardan ve o sözde "şeytan büyüsü"nden korkmalarına yol açan katı yaşam tarzı 1692 ila 1693 yıllarında en az 200 kişinin büyücülükle suçlanmasına neden oldu. Suçlananlardan 20'si idam edildi.

Günümüzde şeytan

Dini çeviriler genel olarak tartışmalıdır. Metinlerin nasıl yorumlandığı fikir ayrılığı doğurur ve şeytanla ilgili metinler istisna değildir. Yine de şeytanın kötü bir kimse olduğu gerçeği tarih boyunca pek değişmemiştir. Çoğu dindar insan hala şeytanın dünyayı dönüştürdüğüne ve dünyadaki yozlaşma ve kaostan sorumlu olduğuna inanıyor.

Yine de tüm dinler Şeytan'dan korkmaz. Satanistler olarak bilinen Şeytan Kilisesi'nin insanları Şeytan'a tapar ve onu ateizmin, gururun ve özgürlüğün sembolü görür. Başka bir Satanizm türü olan teist Satanistler ise Şeytan'a tanrı olarak tapar. Şeytani ritüeller uygular veya hatta Şeytani anlaşmalar yaparlar.

İyi ve kötünün bu antik çekişmesi muhtemelen bir süre daha insanoğlunun parçası olmaya devam edecek ve din ile popüler kültürü etkilemeyi sürdürecek.


Kaynakça ve ek bilgiler:

  1. http://people.loyno.edu/~history/journal/1986-7/horton.htm
  2. https://www.accesstoinsight.org/lib/authors/guruge/wheel419.html