Kategoriler
Tarih & Kültür

Rubik Küpü: Ortaya çıkışı ve özellikleri

Rubik Küpü, 40 yılı aşkın süredir dünya çapında kültürel bilinirliğini koruyan bir bulmaca. Kendine özgü 3 boyutlu kare şekli ve her biri 26 küçük küpten oluşan altı renkli kenarıyla kolayca ayırt edilir. Bağımlılık yapıcı olduğu kadar zorlayıcı olduğundan onlarca yıl sonra insanlar tarafından anımsanmaya ve sevilmeye devam ediyor. Peki Rubik Küpü nasıl ortaya çıktı ve ne özellikler taşıyor?

Rubik Küpü alanında ilk miydi?

Rubik Küpü 1974 yılında Budapeşte Uygulamalı Sanatlar ve El Sanatları Akademisi'nde heykeltıraş ve mimarlık profesörü olan Ernö Rubik tarafından icat edildi. İlk prototipini 3×3 ölçüsünde ahşaptan yapmış ve çözmek için 1 ayını harcamıştı. Böyle bir küpe dair daha geriye uzanan bazı örnekler vardır. Amerika Birleşik Devletleri'nden bir oyun tasarımcısı olan Larry D. Nichols 1957'de hareket ettirilebilir 2×2 ölçüsünde mıknatıslı bir küp tasarlayıp 1968'de prototipini üretti ve ilk kez 1972'de patentini aldı. Aynı sıralarda bir İngiliz olan Frank Fox düz bir tahta üzerinde numaralı küplerin olduğu bir bulmaca oyunu tasarlayıp ticari marka başvurusunda bulunmuştu. Bu icadının mülkiyetini 1974'te aldı. Bu iki düşünce de bir Rubik Küpü değildi ancak benzer yaklaşımlara sahiplerdi.

İLGİLİ:  Mansa Musa: Yaşamış en zengin insan

Ortaya çıkışı

1974'teki ilk Rubik Küpü prototipi.
1974'teki ilk Rubik Küpü prototipi.

Rubik Küpü'nün tasarımcısı olan Ernö Rubik başta bir şey icat etme düşüncesiyle yola çıkmadı. Amacı öğrencilerine 3 boyutlu nesnelerin ilkelerini öğretmenin fiziksel yolunu bulmaktı. Ahşap ve kağıttan yapılma lastik bant, yapıştırıcı ve ataçlarla tutturduğu küpler üzerinde aylarca çalıştıktan sonra şaşırtıcı bir bulmaca oyunu tasarladığını fark etti. Ürününe "Bűvös Kocka" yani Sihirli Küp dedi. 1975 yılının Ocak ayında Macaristan'da patent başvurusunda bulundu.

Rubik'in Sihirli Küp'ü önce Budapeşte çevresinde satıldı ancak birkaç yıl sonra onu 1979'da Almanya'nın Oyuncak Fuarı'na götürdü. Popüler oyun Mouse Trap'in dağıtımını yapmasıyla bilinen şirket Ideal Toy Corp. 1980 yılında Sihirli Küp'ün lisans ve üretim hakkını aldı. Magic Cube'un adı resmi olarak Rubik'in Küpü (Rubik's Cube) olarak değiştirildi. 1980'lerden başlayarak popülaritesi hızla yükseldi.

Rubik Küpü'nün karmaşık işleyişinin ardında pratik bir tasarım yatar. Her bir yanı 5,7 cm olan bu küp 26 küçük küpten oluşuyor. Tüm küpler merkezdeki küreye bağlı 6 küp ile hareket ettirilir. Bu tasarım küpün genel bütünlüğünü bozmadan her küpün diğerinden bağımsız biçimde hareket etmesine olanak tanıyor.

İLGİLİ:  Zerdüştlük: Dinlere temel olan ilk tek tanrılı inanç

Rubik Küpü çözmek

rubik küp

Rubik Küpü bugüne dek 350 milyon adet satmasıyla beğenilen bir dokunsal oyun simgesi olmayı sürdürüyor. Çok sayıda sanat eserine ve filme esin verdi ve küpü en kısa sürede tamamlamak için yarışan gençlerle dolu speedcubing gibi rekabetçi bir spor dalı ortaya çıktı. Dünyanın en hızlı Rubik Küpü çözümü 2018'de 4.22 saniyeydi. Sub1 adlı bir robot ise bunu 0.887 saniyede gerçekleştirdi.

Rubik Küpü küpleri çevirerek ve her bir yüzünü ilk rengine getirerek çözülür. Ancak küpün ardındaki matematik tasarımı kadar ilginçtir. Buradaki zorluk küpteki renklerin diziliminin 43 kentilyon gibi şaşırtıcı düzeyde varyasyondan oluşması (43.252.003.274.489.856.000). Rubik Küp Dünya'daki tüm kumsallardaki kum tanelerinden fazla sayıda kombinasyona sahip olmasına rağmen her defasında tek bir sonucu vardır: Her yüzün ayrı renkte olmasını sağlamak. Bu kavram hem matematikçileri hem de Rubik Küpü meraklılarını büyüler ve yıllar içinde birçok kişi küpü çözerken izlediği kendi yollarını geliştirdi. David Singmaster'ın "küp notasyonu" bulmacayı çözmenin en popüler yollarından biri.

İLGİLİ:  İranlılar ile Persler arasındaki fark

Bilgisayar temelli algoritma araştırmaları her Rubik Küpü probleminin aslında 20 hamlede çözülebilir olduğunu gösterdi. Uzun zamandır aranan bu sayıya Tanrı'nın Sayısı adı veriliyor. Hatta bunların büyük çoğunluğunun daha az hamle gerektirdiği de keşfedildi. Bugün elit speedcuber'lar küpü çözerken ezberledikleri çeşitli algoritmaları kullanıyor: Her algoritma küpteki renkli karelerin sıralanma biçimidir. Tanıdık bir dizilim görülürse ona karşılık gelen algoritma uygulanarak küp çözülmeye yaklaştırılır.

Bu yüzden küpte ustalaşmak için art arda gerçekleştirilen hareketleri öğrenmek gerekiyor. Bu hareketler temelde matematikteki grup teorisinin ilkelerini taşır. Küpün yaratıcısı Ernö Rubik bile bulmacasının daha çok bilim, matematik veya mühendislik alanındaki kişilere hitap edeceğini düşünüyordu. Pulitzer ödüllü bilim adamı Douglas Hofstadter bulmaca için "matematiksel düşünceleri öğretmek için icat edilmiş en şaşırtıcı şeylerden biri" dedi. Grup teorisi ve nesnelerin simetrisini öğretmek için iyi bir araç olduğunu söyledi.

Rubik Küpü'nün popülaritesi 1984 dolaylarında azaldı ancak 2009'da Dünyanın En Çok Satan Bulmaca oyunu unvanını kazanmasıyla hızla gelişen teknolojiye rağmen varlığını sürdürmeye devam ediyor.

Yazar Berkay Alpkunt

Coğrafya ve astronomi üzerine geniş kapsamlı içerikler hazırlıyor. Diğer ilgi alanları canlı hayatı, bilim tarihi ve ülkeler olarak sıralanır. Aynı zamanda bağımsız video oyunlarına ilgilidir.