Kategoriler
Tarih & Kültür

Reichstag yangını: Tek adam rejimini getiren kurgu

Reichstag yangını, Nazilerin gücünün yükselmesinde kritik bir olaydı. Her şey 27 Şubat 1933 günü Berlin'deki Reichstag (Meclis) binasına yönelik bir kundaklama saldırısıyla başladı. Reichstag yangını adı verilen bu olay Adolf Hitler ve NSDAP'nin (Nazi Partisi) hükümet demokrasisini etkin şekilde sonlandıran acil durum yetkileri almasını sağladı.

Diktatörlüğün temeli

Adolf Hitler, Ocak 1933'ün sonunda şansölye oldu, ancak hükümetteki sayıları ve dolayısıyla iktidardaki hakimiyeti çoğunluktan uzaktı. 196 sandalye ile NSDAP, Reichstag'da mutlak çoğunluğa sahip değildi ve yasa çıkarmak için diğer partilerle koalisyon kurmak zorunda kalacaktı. Düşman Sosyal Demokrat Parti (SPD) ve Komünist Parti (KPD) ise 221 Reichstag sandalyesine sahipti, bu yüzden Nazileri geride bırakabilirdi.

Hitler'in kendisi dahil yalnız üç kabine bakanı Nazi'ydi. Birçok Landtag (eyalet hükümeti meclisi) hala SPD gibi Nazi karşıtı partiler tarafından kontrol ediliyordu. Almanya, endüstriyel üretimin daralması ve 6 milyon Alman'ın işsiz kalmasıyla ekonomik bunalımın içindeydi.

Bu zorluklarla karşı karşıya kalan Hitler'in beklentileri, kendisinden önce şansölyelik yapmış 14 adamdan biraz farklıydı. Nazi lideri yalnızca birkaç hafta içinde gücü üzerindeki çoğu kısıtlamayı kaldıracak ve mutlak bir diktatörlüğün temellerini atacaktı.

Reichstag yanıyor

Reichstag yangını
Şubat 1933'te Berlin'de Reichstag binasının yakılması.

Bu dönüşümün katalizörü Berlin'deki Reichstag binasında çıkan devasa bir yangın olacaktı. Binanın salonlarının 27 Şubat 1933'te akşam saat 21.00 sıralarında alevler içinde olduğu tespit edildi. Berlin itfaiyesi hemen çağrıldı ve yangın iki saat içinde kontrol altına alındı.

Hızlı müdahalelerine rağmen yangın binanın büyük bir kısmını yıktı ve içindeki birçok ofisi yok etti. 1 milyon dolarlık hasarı inceleyen müfettişler binanın etrafına dağılmış yanıcı maddeler buldular ve halıların üzerine kimyasal alev hızlandırıcı saçıldığına dair kanıt vardı.

İLGİLİ:  Verdun Savaşı: I. Dünya Savaşı'nın en uzun ve azılı savaşı

Reichstag yangını kuşkusuz kundakçılık olsa da sorumlunun kim olduğu tarihin en büyük gizemlerinden biri olmaya devam ediyor. Berlin polisi, binanın arkasında yarı çıplak halde çömelmiş halde bulunan basit görünümlü Hollandalı Marinus van der Lubbe'yi tutukladı.

Marinus van der Lubbe kusursuz bir şüpheli gibi görünüyordu. Yanıcı madde ve çakmak taşıyordu; yeraltı komünist hareketleriyle bağlantıları vardı. Ayrıca kundakçılıktan sabıkası da vardı. Hollandalı genç Alman işçileri Nazilere karşı ayaklanmaya çalıştığını iddia ederek polise itirafta bulundu. Komünist Enternasyonal'den üç Bulgar üye ve önde gelen bir Alman Komünist ile birlikte Leipzig'de yargılandı ve van der Lubbe hüküm giyen tek kişi olup Ocak 1934'te boynu vurularak idam edildi.

Ancak van der Lubbe'nin öyküsünde tutarsızlıklar vardı. Yarı kördü, alıktı ve karmaşık planlama yapmaktan acizdi. Ayrıca yapmadığın şeylerin sorumluluğunu üstlendiği bir geçmişi vardı. Binanın etrafına dağılmış yanıcı madde o denli fazlaydı ki, van der Lubbe yangının arkasında olduğunu söylese bile bu kadarını tek başına taşımış olamazdı. Muhtemelen diğer komünistler ya da Gestapo ajanları tarafından ona yardım edilmiş ya da başkalarının işinin sorumluluğunu alması için tutulmuştu.

Nazilerin yanıtı zaten hazır

Kim sorumlu olursa olsun, Hitler Reichstag yangınını komünistleri suçlama nedeni ve Almanya üzerindeki gücünü genişletmenin yolu olarak kullandı. Hitler, Josef Goebbels ve şansölye yardımcısı Franz von Papen, yangın söndürülürken binaya gelmişti. Orada olayın bir komünist komplosu, hatta muhtemelen bir komünist devrim girişimi olduğuna dair ateş püsküren Herman Goering ile tanıştılar. Hitler, von Papen'e şunları söyledi: “Bu Tanrı'nın verdiği bir işaret, Sayın Rektör Yardımcısı”.

İLGİLİ:  Britanya Muharebesi - Hitler'in geciken saldırısı, radarlar ve avcılar

Adolf Hitler ertesi gün olağanüstü hal ilan etti ve Başkan Hindenburg'dan Weimar anayasasının 48. maddesini yürürlüğe koymasını istedi. Bu acil durum yetkisi, devlet başkanına kamu güvenliğini ve düzenini sağlamak için kararname ile yönetme yetkisi veriyordu.

Reichstag Yangını Kararnamesi

Hitler ve bakanları daha çok Reichstag Yangın Kararnamesi olarak bilinen Verordnung des Reichsprasidenten zum Schutz von Volk und Staat'ı ("İnsanların ve Devletin Korunması için Başkanlık Kararnamesi") hazırladılar:

“Alman Reich Anayasası'nın 114, 115, 117, 118, 123, 124 ve 153. maddeleri bir sonraki duyuruya dek askıya alınmıştır. Bu nedenle kişisel özgürlük, basın özgürlüğü de dahil olmak üzere düşünce özgürlüğü, örgütlenme ve toplanma özgürlüğü, posta, telgraf ve telefon iletişiminin gizliliği haklarının kısıtlanmasına izin verilir. Ev arama emirleri, müsadere emirleri ve mülk üzerindeki kısıtlamalara aksi takdirde öngörülen yasal sınırların ötesinde izin verilir.”

Kararname o kadar geniş şekilde ifade edildi ki, Nazilerin kendi yasal sınırlarını belirlemelerini sağladı. Hitler ve yandaşları, basına kısıtlamalar getirerek, siyasi toplantıları ve yürüyüşleri yasaklayarak ve iletişimi engelleyerek siyasi muhalifleri dışladılar. Habeas corpus'un (İhzar Emri) yasal kavramı kaldırıldı ​​ve rejimin şüpheli teröristleri veya devrimcileri suçlama olmaksızın gözaltına almasına olanak tanındı.

Almanya sonraki sabah uyandığında polisten hiçbir koruma talep edemez, suçlama olmaksızın süresiz olarak gözaltında tutulabilir; mülküne el konabilir ve görüşmeleri dinlenebilir oldu. Sturmabteilung (SA) ya da Kahverengi Gömlekliler o gece çoğu işkence görmüş ve hapse atılmış yaklaşık 4.000 kişiyi topladı. Hitler Bolşevikler ile savaşıyor görünüyordu.

Etkinleştirme Yasası

Geniş kapsamlı olmasına rağmen, Reichstag Yangın Kararnamesi yalnızca geçici bir önlemdi. Dört hafta sonra, 23 Mart'ta Naziler, Yetkilendirme Yasası'nı getirerek kararnamenin şartlarını kesinleştirdiler.

İLGİLİ:  Sparta: Tarihi, Spartalıların askeri eğitimi ve sosyal yaşamı

Beş maddeyi içeren kısa bir yasa tasarısı, Hitler'in Reichstag'a (Meclis) atıfta bulunmadan yönetmesine izin verdi. Şansölye ve bakanları artık yasama veya Reichstag onayı olmaksızın kararnameyle yönetebilir; anayasayı es geçebilir, vergi ve harcamalar başlatabilir ve dış politikayı belirleyebilirdi.

Etkinleştirme Yasası, 1 Nisan 1937'de sona ermesi planlanan beş yıllık bir önlem olarak sunuldu. Hitler, Yetki Yasası'na oy vermeden bir gün önce Reichstag'da göründü ve yetkilerini sorun çıkaranların kökünü kazımak ve devleti güvence altına almak için kullanacağını açıkladı.

Yasa gerekli üçte ikilik farkı karşılayacak biçimde 444'e 94 ile kabul edildi. Naziler oylamaya hile karıştırdı; bir yandan komünist ve sosyal demokrat Reichstag üyelerini tutuklarken diğer yandan Merkez Parti ile anlaşma yaptı. İki düzineden fazla Reichstag üyesi, SA veya Kahverengi Gömlekliler tarafından korkutulup tehdit edilince oylamaya katılmadı.

Reichstag yangınını kim çıkardı?

Bugün Nazilerin mutlak iktidarı ele geçirmek için bir bahane olarak Reichstag yangınını kendileri çıkardığı kabul edilir. Bir politikacı veya hükümet daha fazla güç elde etmek veya istenen bir siyasi sonuca ulaşmak adına halka korku salmak için kriz üretebilir. "Reichstag Yangını" günümüz politik dünyasında artık bu konuda metafor olarak kullanılıyor.

O zamanlar tarafsız gözlemciler ve yabancı basın, Reichstag Yangın Kararnamesi'ni ve Etkinleştirme Yasası'nı fırsatçı güç gaspı olarak tanımladı. Bir İngiliz karikatürü Hitler'i Nero olarak tasvir etti ve Hindenburg şöyle fısıldıyordu “Bu cennetten gelen bir fırsat, evlat. Şimdi bir diktatör olamazsan, asla olmayacaksın”.

İngiliz ve Amerikan basını, Hitler'e verilen geniş kapsamlı yetkilerin uğursuz olacağını açıkladı. Yine de aralarında bazıları yangından komünistleri sorumlu tutup Almanya'da komünist devrim tehdidiyle başa çıkacak yetkide birinin olmasını olumlu yansıttı.

Yazar Berkay Alpkunt

Coğrafya ve astronomi üzerine geniş kapsamlı içerikler hazırlıyor. Diğer ilgi alanları canlı hayatı, bilim tarihi ve ülkeler olarak sıralanır. Aynı zamanda bağımsız video oyunlarına ilgilidir.