Kategoriler
Tarih & Kültür

Josef Mengele: Nazilerin "Ölüm Meleği"

Dr. Josef Mengele'nin Auschwitz'deki tıbbi deneyler tesisi, Holokost'un ortaya çıkardığı belki de en ürpertici yerdi. Peki, bütün bu sayısız ölümün arkasındaki adam kimdi ve onu "Ölüm Meleği" lakabını verecen kadar ne yaptı?

II. Dünya Savaşı'nın en kötü ünlenen Nazi doktorlarından biri olan Josef Mengele, Auschwitz toplama kampında binlerce esir üzerinde korkunçluk sınırı olmayan tıbbi deneyler gerçekleştirdi. Mengele bilimsel bir tabana dayanmayan Aryan Nazi ırkı teorisine sarsılma bir inançla bağlıydı. Bu inanç, Yahudi ve Roman insanlar üzerinde sayısız insanlık dışı test uygulamasını haklı çıkarıyordu.

1943'ten 1945 senelerine kadar Mengele, Auschwitz'de “Ölüm Meleği” lakabıyla ün saldı. Mengele de kamptaki diğer Nazi doktorları gibi, hangi esirlerin derhal öldürüleceğini ve hangilerinin ağır çalışma ortamına gönderileceğini veya insan odaklı tıbbi deneyler için hangilerinin hayatta tutulacağını seçmekle görevliydi. Ancak birçok esir Mengele'nin diğer doktorlardan kesinlikle zalim olduğunu hatırlıyordu.

Mengele yalnızca Auschwitz'e getirilen yeni kişilerin karşılandığı yerdeki soğuk tavrıyla tanınmakla kalmayıp – yaklaşık 400.000 insanı gaz odalarında ölüme gönderdi – aynı zamanda insan deneyleri sırasındaki akıl dışı gaddarlığıyla da bilindi. Kurbanlarını sadece "kobay canlı" olarak gördü ve sevinç içinde savaşın en korkunç "araştırmalarından" bazılarına başladı.

Ancak II. Dünya Savaşı sona erdiğinde ve Nazi Almanya'sının kaybedeceği kesinleştiğinde, Mengele kamptan kaçmayı başardı. Fakat kısa bir süre sonra Amerikan askerleri tarafından yakalandı, Bavyera'da bir çiftlikte çalıştırıldı ve bir şekilde Güney Amerika'ya kaçtı – işlediği suçlar için asla adaletle yüzleşmek istemedi.

6 Haziran 1985'te Brezilya'daki São Paulo polisi, “Wolfgang Gerhard” adlı bir adamın mezarını açtı. Adli tıp ve daha sonraki genetik veriler, kalıntıların aslında birkaç yıl önce Brezilya'da yüzerken boğularak ölen Josef Mengele'ye ait olduğunu açık şekilde kanıtladı.

Bu, binlerce Holokost kurbanını dehşet içinde bırakan ve tüm tehlikelerden paçayı kurtaran Nazi doktoru Josef Mengele'nin korkunç sonlu hikayesiydi. Şimdi bu kişinin detaylı yaşamına değinelim.

Josef Mengele'nin ayrıcalıklı gençliği

Josef Mengele varlıklı bir aileden geliyordu ve erken yaşta başarıya mahkumdu
Josef Mengele varlıklı bir aileden geliyordu ve erken yaşta başarıya mahkum gibi görünüyordu

İlginç şekilde Josef Mengele, kendisinin rezil eylemlerini açıklamaya çalışırken özellikle işaret edebileceğimiz korkunç bir arka plana sahip değildir. 16 Mart 1911'de Almanya'nın Günzburg kentinde dünyaya gelen Mengele, babası ülke ekonomisinin çöküşte olduğu bir dönemde başarılı bir iş sahibiydi ve kendisi de zengin bir çocuktu.

Okuldaki herkes Mengele'yi severken, eğitim başarısı da dikkat çekiyordu. Mezun olduktan sonra üniversiteye devam etmesi ve aklına koyduğu her şeyi başaracağına kimsenin şüphesi yoktu.

Mengele ilk antropoloji doktorasını 1935'te Münih Üniversitesi'nden elde etti. New York Times'a göre, doktora sonrası çalışmalarını Kalıtsal Biyoloji ve Irk Hijyeni Enstitüsü'nde bir Nazi öjenisti olan Dr. Otmar Freiherr von Verschuer liderliğinde gerçekleştirdi.

Nasyonal Sosyalizm ideolojisi daima kişilerin kalıtımlarının bir sonucu olduğunu savunmuştu ve von Verschuer, çalışmaları bu iddiayı meşru kılmaya çalışan Nazi merkezli bilim adamlarından biriydi.

İLGİLİ:  II. Dünya Savaşı'nda Kızıl Ordu'nun kazandığı muharebeler

Von Verschuer'in çalışması, yarık damak gibi genetik olarak gelen kusurlar üzerindeki kalıtsal etkilerin çevresinde dönüyordu. Mengele, von Verschuer'in hırslı bir asistanıydı ve 1938'de laboratuvardan hem parlak bir yol haritası hem de tıpta ikinci bir doktor elde ederek ayrıldı. Mengele, tez konusu olarak ırkın alt çenenin oluşumu üzerindeki etkisi hakkında yazdı.

Ancak çok zaman geçmeden Josef Mengele, öjeni ve Nazi Aryan ırk teorisi gibi konular hakkında yazmanın ötesine geçmeye karar verdi.

Josef Mengele'nin Nazi Partisiyle ilk çalışması

Auschwitz'de korkunç deneyler üzerinde çalışmadan önce, Josef Mengele bir SS sağlık memuru olarak başarılıydı

Amerika Birleşik Devletleri Holokost Anıt Müzesi'ne göre, 26 yaşındaki Josef Mengele, 1937'de, Frankfurt'ta akıl hocasıyla beraber çalışırken Nazi Partisi'ne üye olmuştu. 1938'de SS'e ve Wehrmacht'ın yedek birliğine alındı. Birliği 1940'ta çağrıldı ve görünüşe göre Waffen-SS'e tıbbi servis vermek için kendi isteğiyle, gönüllü olarak hizmet etti.

Mengele, Fransa'nın ele geçirilmesi ile Sovyetler Birliği'nin işgali arasında geçen sürede ciddi bir hamle gerçekleştirdi. Buna göre Polonya vatandaşlarını “Almanlaştırma” veya Üçüncü Reich'ta ırk temelli vatandaşlık uygulamaları için Polonya'da öjeni başlatmıştı.

1941'de birliği Ukrayna'ya muharebeye katılacak şekilde konuşlandırıldı. Josef Mengele Doğu Cephesinde hızla kendini gösterecekti. Bir defasında yanan bir tanktan yaralıları sürükleyerek kurtardığı için birkaç kez madalya aldı ve Nazilere olan bağlılığı nedeniyle defalarca övüldü.

Ancak daha sonra, Ocak 1943'te Alman ordusunun bir bölümü Stalingrad'da teslim oldu. Ve o yaz, Kursk'ta başka bir Alman ordusu yok edildi. İki muharebe arasında, Rostov'daki Rjev Muharebeleri ("Rzhev Meat Grinder") sırasında Mengele ciddi şekilde yaralandı ve savaş rolünde kullanılmak için artık uygun değildi.

Mengele, eski akıl hocası von Verschuer ile iletişim kurduğu ve bir yara rozeti (wound badge), yüzbaşılığa terfi ve onu ileride rezil edecek bir görevi yöneteceği Almanya'ya geri gönderildi: Mayıs 1943'te Mengele, Auschwitz toplama kampında görevlendirildi.

Auschwitz'de "Ölüm Meleği"

Auschwitz, İkinci Dünya Savaşı'nın en büyük Nazi toplama kampıydı. Orada 1 milyondan fazla insan öldü
Auschwitz, II. Dünya Savaşı'nın en büyük Nazi toplama kampıydı. 1 milyondan fazla insan öldü

Mengele, bir intikal dönemi sırasında Auschwitz'e gitti. Kamp uzun zamandır zorunlu çalıştırılan esirlerin tutulduğu yerdi. Ancak 1942-1943 kış döneminde kamp, Mengele'nin tıbbi görevli olarak atandığı Birkenau alt kampı merkezli ölüm makinesine dönüştürüldü.

Treblinka ve Sobibor kamplarındaki ayaklanmalar, çalışmayı durdurmalar ve Doğu'daki ölüm programlarının artan hızı ile Auschwitz çok meşgul bir durumdaydı. Dolayısıyla Mengele bunun tam ortasında atanmıştı.

Josef Mengele'yi hem hayatta kalanlar hem de muhafızlar tarafından yapılan açıklamalar, kendine ek görevler edinmek için gönüllü olan, teknik olarak yetkisinin üzerinde olan operasyonları yöneten ve aynı anda kampın hemen hemen her noktasında görünen personelin hırslı bir üyesi olarak anlatıyor. Mengele'nin Auschwitz'in bir parçası olduğuna dair hiçbir kuşku yok. Üniforması her zaman titiz ve düzgündü ve suratında her zaman küçük bir gülümseme varmış gibi görünüyordu.

Kampın kendi bölümlerinden sorumlu her doktorun, insanları seçmede görev alması gerekiyordu – gelen esirleri çalışacaklar ya da derhal gaz odasına gönderilecekler arasında bölüştürmek – ve birçok doktor bu işi iç karartıcı buldu. Ancak Josef Mengele bu göreve adeta bağımlıydı ve varış noktasındaki diğer doktorların vardiyalarını hiç düşünmeden alırdı.

Mengele, kimin gazla öldürüleceğini tespit etmenin yanı sıra, hastaların idam edildiği bir revir yönetti. Diğer Alman doktorların görevlerini hızlandırmada yardımcı oldu, esirlerin sağlık personelini denetledi ve insan odaklı kişisel araştırmaları için bu insanlar arasında seçimler yaptı. Bu tamamen kendisinin başlattığı ve yönettiği deney programıydı.

İLGİLİ:  Orta Çağ'da kalelere dair merak edilenler
Josef Mengele, Auschwitz'deki acımasız tıbbi deneyleri için sık sık ikizleri hedef aldı
Josef Mengele, Auschwitz'deki acımasız tıbbi deneyleri için sık sık ikizleri hedef aldı

Josef Mengele'nin dizayn ettiği deneyler inanılmayacak kadar ürkütücüydü. Mengele'nin kendi emrine verilmiş, görünüşte sonu olmayan esir insan havuzundan hareketle ve arzusuyla, kalıtımın çeşitli fiziksel özellikler üzerindeki etkisini inceleyerek Frankfurt'ta başladığı çalışmaya devam etti. History Channel'a göre, insan üstündeki testler için denek olarak birçoğu henüz çocuk olan binlerce esiri kullandı.

Genetik araştırmalar için tek yumurta ikizi çocukları tercih etmesinin nedeni, elbette ki aynı genlere sahip olmalarıydı. Dolayısıyla, aralarındaki herhangi bir farklılık, çevresel faktörlerin sonucu olarak oluşuyordu. Mengele'nin düşüncesine göre bu durum ikizleri mükemmel "denekler" haline getirdi. Çünkü vücutlarını ve davranışlarını karşılaştırarak genetik faktörleri izole edebilecekti.

Mengele yüzlerce çift ikiz topladı ve bazen vücutlarının çeşitli kısımlarını ölçmek ve incelikle notlar almak için saatler harcadı. Sık sık bir ikize bilinmeyen maddeler enjekte ederek oluşan hastalığı izledi. Mengele ayrıca çocukların uzuvlarında kangrene neden olması için sert kelepçeler uyguladı, gözlerine boya enjekte etti – daha sonra Almanya'daki bir patoloji laboratuvarına geri gönderildi – ve onlarda lomber ponksiyon işlemi uyguladı.

Bir denek insan öldüğünde, çocuğun ikizi de kalbine kloroform enjekte edilerek derhal öldürülür ve her ikisi de otopsiyle karşılaştırma yapmak için parçalara ayrılırdı. Bir keresinde Josef Mengele 14 çift ikizi bu işlemle öldürdü ve kurbanlarına otopsi yaptı.

Josef Mengele'nin değişken mizacı

Josef Mengele (ortada) SS subayları Richard Baer ve Rudolf Höss ile 1944'te Auschwitz'in dışında
Josef Mengele (ortada) SS subayları Richard Baer ve Rudolf Höss ile 1944'te Auschwitz'in dışında

Tüm metodik çalışma disiplinine rağmen Mengele fevri hareketler de bulunabiliyordu. Örneğin kamptaki dağıtım alanında yapılan, çalışmayla ve ölüm arasındaki bir seçim sırasında, çalışması için seçilen orta yaşlı bir kadın, ölüme gönderilen 14 yaşındaki kızından ayrılmayı reddetti. Onları ayırmaya çalışan bir muhafızın yüzünde kötü bir yara oluştu ve geri adım atmak zorunda kaldı. Mengele, hem kızı hem de annesini hemen oracıkta öldürerek meseleyi çözmek için devreye girdi. Onları öldürdükten sonra seçim sürecini durdurdu ve herkesi gaz odasına gönderdi.

Başka bir günde, Birkenau'daki doktorlar, bayılan bir çocuğun tüberküloz belirtilerini sergilediği konusunda tartışmışlardı. Mengele odadan çıktı ve bir veya iki saat sonra tartışma için özür dilemiş ve yanıldığı kabul ederek dönmüştü. Fakat odada olmadığı o süreçte hasta çocuğu vurmuş ve daha sonra tespit edemediği hastalık belirtileri nedeniyle onu anatomik düzende parçalara ayırmıştı.

1944'te Mengele'nin korkunç mesleğine duyduğu aşk ve coşku nedeniyle kampta yöneticilik pozisyonunu elde etti. Bu yetkiyle, Birkenau'daki kendi kişisel araştırmalarının yanında kamptaki halk sağlığı önlemlerinden sorumluydu. On binlerce savunmasız esir için aldığı kararlar, dürtüsel hareketlerini bir kez daha ortaya koyacaktı.

Örneğin, kadın kışlaları arasında tifüs yayıldığında, Mengele sorunu kendine göre bir yöntemle çözdü: 600 kadından oluşan bir bloğa gaz verilmesini ve kışlalarının ilaçlanması emrini verdi, ardından bir sonraki kadın bloğunu taşıdı ve odalarını dezenfekte etti. Bu işlem temiz ve yeni bir esir işçi topluluğu gelene kadar her kadın bloğu için tekrarlandı. Birkaç ay sonra kızıl hastalığı salgını sırasında da aynı acımasızlığı uygulayacaktı.

İLGİLİ:  Anneliese Kohlmann: II. Dünya Savaşı'nın acımasız kadın Nazi muhafızı
Josef Mengele deneyleri
Josef Mengele, birçok korkunç insan deneyinden birini gerçekleştirirken resmedildi

Ve tüm bunlara karşın, Josef Mengele'nin deneyleri sürüyordu ve zaman geçtikçe daha da barbarlaştı. Mengele sırt sırta şekilde ikiz çiftleri dikti, farklı renkte irisleri olan insanların gözlerini oydu ve bir zamanlar onu iyi kalpli yaşlı “Papi Amca” olarak tanıyan çocuklar üstünde deneyler yaptı.

Bir Roman kampında noma adı verilen bir kangren salgını başlamıştı. Fakat Mengele anlamsız bir şekilde ırka odaklandı ve salgının arkasında olduğundan emin olduğu genetik faktörleri araştırdı. Bunu incelemek için, hastalık kapmış esirlerin kafalarını kesti ve korumaya alınmış örnekleri testler için Almanya'ya gönderdi.

Macar esirlerin büyük bölümü 1944 yazında öldürüldükten sonra, yeni esirlerin Auschwitz'e gönderilmesi sonbahar ve kış aylarında yavaşladı ve niyayet tamamen sona erdi.

Ocak 1945'e gelindiğinde, Auschwitz'deki kamp merkezi büyük ölçüde dağılmıştı ve açlıktan ölmek üzere olan esirler, (Müttefikler tarafından bombalanmaları için) zorla Dresden'e yürütüldüler. Josef Mengele araştırma notlarını ve test örneklerini topladı, hepsini güvendiği bir arkadaşına bıraktı ve Sovyet ordusu tarafından ele geçirilmemek için batıya doğru yola çıktı.

Şok edici bir firar ve adaletten kaçış

Josef Mengele'nin Arjantin kimlik belgelerinden çekilmiş bir fotoğrafı. Yaklaşık 1956
Josef Mengele'nin Arjantin kimlik belgelerinden çekilmiş bir fotoğrafı. Yaklaşık 1956

Josef Mengele, bir Amerikan keşif kolu tarafından yakalandığı Haziran ayına kadar galip durumdaki Müttefiklerden kaçınmayı başardı. O süreçte kendi adıyla seyahat edebiliyordu. Ancak aranan suçlular listesi etkili bir şekilde dağıtılmamıştı ve bu yüzden Amerikalılar kendisini tespit edemeden kaçıyordu. Mengele, 1949'da Almanya'dan da kaçma planını uygulamadan önce bir süre Bavyera'da bir çiftlik çalışanı olarak zaman geçirdi.

Çeşitli takma adlar ve kimi zaman kendi ismini kullanan Mengele, onlarca sene yakalanmadan bir yaşam sürdü. Neredeyse kimsenin onu arama gayretine girmemesi ve Brezilya, Arjantin ve Paraguay hükümetlerinin, kendilerine sığınan Nazilere son derece sempati duyması da yaşamında bir zorlukla karşılaşmamasına neden oldu.

Sürgünde bile ve yakalanırsa elinden kayıp gidecek bir dünya varken, Mengele çalışmalarını sürdürmek istedi. 1950 yıllarında Buenos Aires'te yasadışı kürtaj yapma konusunda uzmanlaşacağı ruhsatsız bir muayenehane açmayı başardı.

Fakat bu kaçak işyeri, hastalardan biri öldüğü için tutuklanmasına neden olacaktı. Ancak bir tanık ifadesine göre, bir arkadaşı yargıç takımı için içi para dolu bir zarfla mahkemeye gelmişti. Daha sonra dava kapatıldı.

Josef Mengele (ortada, masanın kenarında), 1970'lerde arkadaşlarıyla birlikteyken
Josef Mengele (ortada, masanın kenarında), 1970'lerde arkadaşlarıyla birlikteyken

İsrail'in onu yakalama planları sürekli yön değiştiriyordu. İlk önce SS yarbay Adolf Eichmann'ı yakalamaları, ardından Mossad'ın dikkatini tamamen dağıtan Mısır'la yaşanan savaş tehdidi, en azılı Nazi'nin adalete teslim edilmesini imkansız kıldı.

Son olarak, 7 Şubat 1979'da 67 yaşındaki Josef Mengele, Brezilya'nın São Paulo yakınlarında yüzerken ani bir felç geçirdi ve boğularak öldü. Mengele'nin ölümünün ardından arkadaşları ve aile fertleri, nerede saklandığını her zaman bildiklerini ve onu adaletle karşı karşıya getirmekten koruduklarını yavaş yavaş itiraf ettiler.

Mart 2016'da bir Brezilya mahkemesi Mengele'nin mezarından çıkarılan kalıntılarının yetkisini São Paulo Üniversitesi'ne verdi. Daha sonra bunların üstünde öğrenci doktorlar tarafından tıbbi araştırmalar yapılmasında karar sağlandı.

Yazar Ayberk Göktürk

Genellikle modern tarih, yakın tarih ve popüler bilim üstüne içerikler üretiyor. Özel ilgi alanları arasında Kuzey Afrika ve Güney Amerika'nın sömürge tarihi ve Avrupa'daki eski monarşiler yer alıyor.